Bugün, çalışmanın kadınları erkek tahakkümünden kurtarmadığını biliyoruz. Şüphesiz erkeklerle, erkek tahakkümünün norm sayıldığı ilişkileri sürdüren birçok yüksek ücretli ve çok zengin kadın var. Bir kadın, ekonomik olarak kendine yeterli konuma geldiğinde ve özgürleşmeyi seçtiğinde, erkek tahakkümünün norm sayıldığı bir ilişkiyi sürdürmeme ihtimalinin daha yüksek olduğunu biliyoruz. Sürdürmez, çünkü bunu yapabilir.
En önemli fantezi ise, ABD'deki kadınların küresel zeminde herhangi bir kadın grubundan daha fazla hakka sahip olduğu, isterlerse "özgür" oldukları, dolayısıyla feminist hareketi yönlendirmeye ve dünyanın diğer yerlerindeki tüm kadınlar, özellikle üçüncü dünya ülkelerindeki kadınlar adına feminist gündemleri belirlemeye hakları olduğudur. Bu düşünce, yönetici gruptan Batılı erkeklerin emperyalist ırkçılığının ve cinsiyetçiliğinin yansımasından başka bir şey değildir.
60 yaşındaki anlatıcı, emekli tarihçi Tony Webster; aldığı bir mail üzerine ilgili olayı anlamak için ilk yarıda lise ve üniversite yıllarını, ikinci yarıda şimdiyi anlatıyor. Dili hafif ve hikayesi ilgi çekici. Zamanın geçişi, anıların zihindeki değişkenliği ve geçmişin şekillendirilmesi üzerine irdelemeler yapıyor anlatıcı. Hikâyenin sonu ise şaşırtan unsurlarla geliyor ama bir bakıma açık uçlu kalıyor.
Bir Son DuygusuJulian Barnes · Ayrıntı Yayınları · 20213,552 okunma
Cesedimin yakılıp küllerinin savrulmasına karar vermemiş olsaydım, aşağıdaki ifadeyi mermer bir mezar taşı üzerinde kitabe olarak kullanabilirdim: "Tony Webster, Hiçbir Zaman Anlamadı".