Bir kurbağayı, kaynar suyun içine attığınız zaman, kurbağa hemen sıçrayıp oradan kaçar. Ama onu, tencerenin içine koyup, suyu yavaş yavaş kaynatırsanız, kurbağa hareketsiz kalır ve sonunda haşlanır. Biz kölelere yapılan da tam olarak budur.
Bin yıllar boyunca, şirk kavramının tanımı, statüko tarafından “Allah’tan başka tanrılara tapmak” şeklinde anlaşılmış ve yanlış yorumlanmıştır…
Çünkü şirkin ne olduğu, kitleler tarafından anlaşıldığında, bütün kölelerin, efendilerine karşı kıyam edeceklerinin (ayağa kalkacağının) farkındaydılar!...
Tarih boyunca peygamberler, şirki ortadan kaldırmak için savaşmışlardı. Hiçbiri Tanrı’nın varlığına insanları ikna etmek için uğraşmamıştı. “Bir yaratıcı var mıdır, yok mudur?” gibi basit ve gereksiz bir tartışma içine girmemişti. Buna dair, hiçbir ilahi kitapta örnek yoktur. Bütün mesele “şirk koşmak” denilen kölelik sistemini ortadan kaldırmaya yönelikti.
Ateş ısıtabilir veya yakıp yok edebilir, su susuzluğu giderebilir veya boğabilir, rüzgâr okşayabilir ya da kesebilir. İnsan ilişkileri de böyledir: Birbirimizi hem yaratabilir ve yok edebilir hem besleyebilir ve dehşet içinde bırakabilir hem de travma yaşatabilir ve iyileştirebiliriz.