Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şizofreni kelimesi "yarılmış, bölünmüş akıl" anlamına geliyor. Hastalar gerçeği olduğu gibi algılayamıyor, halüsinasyonlar, delüzyonlar görülebiliyor.
Yıllar önce Oprah Winfrey'in iki yüzden fazla hayali arkadaşı olan küçük bir kızla ilgili videosunu izlediğimde, ilk defa gerçekten görmüştüm şizofreniyi. Aylar sonra yine o videoya dönüp, bu sefer küçük kızın yıllar sonra iyileşme gösterdiğine dair videoyu da görmek beni bir nebze olsun sevindirmişti. Fakat yine de belki en çok bilinen ve anılan psikiyatrik hastalıklardan biri olan şizofreninin aslında çok daha ciddi bir mesele olduğu fikri hâlâ zihnimi bırakmıyordu. Bu kitabı bu yüzden okumalıydım ama kaçınıyordum göreceklerimden.
Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, "deliliğin, akıl hastalığının serüveni" olarak özetleniyor en iyi. Yazar Joanne Greenberg, benzer bir süreç deneyimlemiş, oğullarından gizlemek adına takma isimle bu romanı yayımlamış, şu an kendisine minnet duyduğum birisi.
Kitapta herkesin tanık olması gerekenler var. Akıl hastalığının stigmatize ettiği insanlar, kendi aralarındaki etkileşimler bunlardan ilki. Sonra baş karakterin, Deborah'ın yaşadığı; anlaşılmamanın verdiği öfke ve ürkeklik, anlamamanın verdiği korku ve saldırganlık geliyor. Ve neyse ki sonunda da iyileşme, güven, sevgi, umudun boşluklara dolması ve gerçeğin Deborah'ın dünyasına kabul edilmesi...
Kitap, maalesef ki akıl hastalığını dışarıda bırakmaya niyetli toplumun bir parçası olarak ama öte yandan da anlamaya ve çözüme niyetli, güven veren Dr. Fried'i örnek alması gereken bir doktor adayı olarak sarstı beni. Gül bahçesi vadetmeden ama umutla yaklaşıyor Dr. Fried. Yargılamayan, anlamak için çabalayan tutumuyla tam olarak kitabına uygun hareket ediyor.
Ben bir çırpıda okuyamadım ağır duygusal yükü dolayısıyla bu yorucu süreci. Deborah'ın
“Acıtma yalnızca kuramsal bir şeydir, Quentin," dedi Deborah. “Asıl acıtan şey, kendinden başka herkesin yaşamını yönlendiren güçlerce tekmelenip dışlanmak, yıllarca deli olarak yaşamak, kimseye bir şeyi anlatıp kendine inandıramamak."