B.

B.
Maybe I am not built for love
O gece geçmişte başıma gelen ve ileride gelebilecek meseleler konusunda çok düşündüm. Acaba insanlar bizle karşılaştıklarında, biz onlar hakkında ne düşünüyorsak onlar da bizim hakkımızda aynı şeyleri mi düşünüyorlar? Eğer böyle olsaydı o zaman şikâyet ve sızlanmaya gerek kalmazdı. Ama gözler yalan söyler. Çok çabuk ve kolayca yalan söyleyen gözler gerçek rollerini başka bir aynada aramalıdırlar.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsan pencereden gözünü ufka dikebiliyor ve zamanın dört duvarı arasında dış dünyayla kendisi arasında sadece pencereyle bağ kurabiliyordu. Işığa doğru pencere, güneşe doğru pencere, istenilen ve güzel olan bir şeye doğru pencere. Eğer pencere var olmasaydı acaba biz etrafımızdaki bu baskıcı karanlığa tahammül edebilir miydik?
Eğer bana deniz kıyısına git ve kumların üzerinde uyu deselerdi çok daha mutlu olurdum. Orada daha özgür olabilir, bağırabilir, şarkı söyleyebilirdim, bir o tarafa bir bu tarafa koşabilirdim ve hiç kimse hareketlerimi izlemez, alaycı bir tavırla ‘etik’ adına ölçmezdi.
Halimi arz etmediğimden Siz zannettiniz.
Gerçekte ‘hayat’ denilen şey sabit ve somut bir şeydir, ancak bizde bıraktığı etki içinde, düşünce tarzımızla ilintili olarak algılayışımızın, istek ve beklentilerimizin ölçüsüyle bakışımızın derinliği vardır. Örneğin bir anda benim için büyük bir mutluluk unsuru olabilen bir şeyi, belki düşünce, zevk ve duygu bakımından benden oldukça farklı birisi, soğukkanlılık ve kayıtsızlıkla karşılayabilir. Ancak her iki durumda o şey, bizimle karşılaşma esnasında kendi gerçek ve sabit durumunu korumuştur ve her birimizin karşısında bir şey olmuştur, hayat konusunda böylece örnek olabilmiştir.