Laiklik, vicdan hürriyetinin bir neticesidir. Maddi kudreti haiz olan devlet, muayyen bir din veya mezhebi ve onların kaidelerini bütün vatandaşlara tatbik ederse ortada vicdan hürriyeti diye bir şey kalmaz. Esasen devlet, tamamıyla dünyevi işlerle uğraştığı için alacağı karar ve tedbirlerde dini usullerin ne olduğunu aramaya lüzum hissetmez.
Sizin anlayamadığınız şu, İslam uhrevi bir din değil sadece Devleti, toplumu, hukuku siyaseti de düzenleyen ilkeleri ve kuralları olan bir din. Adaleti sağlayan hükümleri olan en mükemmel hukuk sistemine sahip. İslam da idam var mesela. Seküler hukuk da yok. Bir insanı haksız yere öldüren öldürülür. Kısas. Kısasta sizin için hayat vardır. Bu uygulansın bakalım kimse kimsenin kılına dokunabilecek mi.
Kitaptaki yanıt :)
"Elbette haklısınız Lord Henry. Biz kadınlar sizi kusurlarınızdan dolayı sevmesek ne halde olurdunuz acaba? Biriniz bile evlenemezdiniz. Kısmetsiz bekârlar ordusu hâline gelirdiniz. Gerçi sizin açınızdan pek bir şey fark etmezdi. Günümüzde evli erkekler bekâr gibi, bekârlar evli gibi yaşıyor."
Şimdi her gün, eskiden işine gittiği gibi sabah erkenden mezarına geliyor, en sonunda bir toprak sahibi olmanın kıvancıyla burada oturuyor, yabani otları temizliyor, getirdiği çiçekleri dikiyor ve sanki " mekân"ına kavuşacağı günü özlemle bekliyor.
Mezar fiyatları ne kadar acaba? Biz de buradaki karakter gibi ev, araba alma telaşıyla ömür çürütmekten en son bir mezar parasıyla başbaşa kalırız bu ülkede.