İster bir fiilin, terkin,sözün, şekte dahil olmak üzere itikadın küfrüne hükmetmek demek olan mutlak tekfir olsun isterse belirli bir şahıs hakkında küfür hükmünün verilip, onun islam dininin haricinde ve kâfir olmasıyla ilgili muayyen tekfir meselesi olsun, bilinmelidir ki bu hükümler diğer şeriat ahkamları gibidir.
Allah'tan kesin bir burhan olmadan bu mesele hakkında söz söylemek caiz değildir. Yani temiz İslâm şeriatının o meselenin hükmü üzerine açık ve net bir şekilde delâlet etmesi gerekmektedir.
Kur'an ve sünnet naslarının ve manasının küfrüne hükmettiği bir mesele hakkında bu küfürdür ve her kim bunu yaparsa o kafirdir deriz. Bunu da hükmün beyanı ve o fiilden sakındırıp korkutma ve ondan caydırma cihetiyle yaparız.
Sonra muayyen bir kişi eğer bu fiili işleyecek olursa, onun hakkında kâfir hükmü verebilmemiz için tekfirin şartlarının hâsıl olup, hükmün verilmesini engelleyici manilerinde ortadan kalkması gerekmektedir. İşte bu da muayyen tekfirdir.