ömer

ömer
Yolunda ve uğrunda bir harfin kırk yıllık köleliğe bedel düşüncesiyle, acziyetini bilen, umut dolu; ama nefsi dingin, gönlü zengin bir hüvviyete talip olma edasıyla ve tüm kitaplardan bir kitabı anlamaya çalışma gayesiyle Bismillah

ömer

, bir kitabı okumaya başladı
Ali Şeriati
8.9/10 · 320 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

ömer

, bir kitap okudu
Puan vermedi·200 syf.·
6 saatte okudu
·
2025 43. kitabı
Sezgin Kaymaz
8.1/10 · 1.860 okunma

ömer

, bir kitap okudu
Puan vermedi·352 syf.·
46 günde okudu
·
2025 42. kitabı
Abdurrahman Arslan
8.7/10 · 53 okunma
Cumhuriyet yeni bir yönetim biçimi olmak iddiasına rağmen, son tahlilde kendinden önceki iktidar anlayışı ile benzerlikler taşımıştır. Toplumsal bağlamında bu olgunun aslında kendinden önce var olan sosyal yapıdaki hâkim iktidarı elde tutma biçimi söz konusu edildiğinde, farklı olduğu söylenemez. İktidarın kullanımı sırasında kamusal veya diğer araçlar değişmiş olsa bile, iktidarın tekilliği ve buna bağlı olarak muhalefete kendisini seslendirme ve yaşama imkânı vermeyişi/veremeyişinde benzerlikler söz konusudur. Bundan dolayı Osmanlı yönetim biçiminden Cumhuriyete geçişte toplum ve –gücün kullanıldığı kaynak anlamında– iktidar ilişkisinin hâkim diyalektiğinde bir kırılma olduğunu söylemek zordur. Hattâ kurulan devletin her yeni ulus-devlet gibi şimdi üstlendiği toplumu modernleştirme görevi, ona daha çok acımasız ve baskıcı olma hakkını kendinde bulmasına imkân ve meşrûiyet vererek, insanların özel ve kamusal varoluş alanlarına nüfuz etmek, denetlemek gibi yoğunluğu fazla düzenleyici bir misyon üstlenir. Yoksa Eflatun’un “Cumhuriyet”ini hariç tutarsak, insanların dinleyeceği müziğe; daha dünyada bir örneği görülmeyen harf değişimine; kılık kıyafete müdahale hakkını kendinde bulan bir siyaset anlayışına örnek bulmakta zorluk çekecektik.
Cumhuriyetin kuruluşu ile beraber fazla zorluk çekilmeden bünyeye aktarılan ve özünde tekil bir hususiyet taşıyan söz konusu kurucu mantık, toplumsal tezahürü içinde aşırı merkeziyetçi, tekil bir inanç ve hayat biçimi önermesi sebebiyle, farklı olana karşı başından beri tahammül gösterememiştir. Bundan dolayı kendisi ve meşrûiyeti için temel teşkil edecek üç alanda düşman tanımlamıştır: Seçmiş olduğu hayat biçimi düzleminde düşman olarak Müslümanlar’ı; önerdiği ideoloji düzleminde sosyalistleri; temel aldığı etnik düzlemde ise Kürtleri seçmiştir. Birisi memleketi karanlığa götürmektedir; öbürü memleketi (Ruslara) satmaktadır; diğeri ise memleketi parçalamaktadır. Bu durum, iktidarı elinde bulunduran seçkinleri bir “çekirdek yapı” içinde dışa kapalı tutmakta, böylece paylaşmak istemedikleri iktidarı sürdürmenin kolaylaştırıcı bir imkânını bulmaktadır.