YKS Türkiye 13.'sü olup 1,5 yıldır iş bulamayan Sabancı Üniversitesi mezunu Nur'un yaşadıklarını anlattığı bir röportajdan alıntı📌 🔶 Sabancı'da okuyunca bütün kapıların önüme açılacağını ve bana "Hemen gel başla" diyeceklerini sanıyordum. 🔶 Başlarda çok seçici davranıp iyi firmalara başvurdum ama arka arkaya ret yemeye başlayınca moralmen çöksem de reddedilmeyle yaşamaya alıştım. 🔶 Piyasada durum şu ki, eğer arkanızda sağlam bir torpiliniz veya tanıdığınız yoksa köle gibi en düşük maaşlarla başlatılmak isteniyorsunuz. 🔶 Eskiden Sabancı mezunları kurumsal yerlerde üç asgari ücretle başlarken, ben şu an beklentimi düşürdükçe düşürüyorum ama geri dönüş bile yapmıyorlar. 🔶 Şu an o kadar saçma bir sistemdeyiz ki, eskiden vasıfsız veya lise mezunu kişilerin yaptığı işleri şu an bize ve yüksek lisans yapanlara teklif ediyorlar. 🔶 YKS'de derece yapacak kadar büyük hedeflerle yola çıktım ama şu an 2 yıllık bölüm okuyanları ya da hiç okumadan hayata atılanları kendimden daha şanslı görüyorum. 🔶 "Ben iyi bir üniversitede okuyorum, kesinlikle iş bulurum" diye büyük bir özgüvenle çıktığım bu yolda şu an aileme karşı bile büyük bir utanç ve mahcubiyet hissediyorum. 🔶 Bayramlarda akrabaların yanımıza gelip sahte bir üzüntüyle "Tüh, hâlâ iş bulamadın mı?" diyerek beni ezmeye çalışmalarından nefret ediyorum. 🔶 İş bulabilmek için o kadar çok sınava, mülakata ve testlere girdim ki, bu kadar niteliğe rağmen sürekli görmezden gelinmekten varoluşsal sancılar çekiyorum.
1000Kitap
17.06.2026 - 13:19
Birinin boşluğunu doldurmaya, bir başkasının açtığı yarayı kapatmaya veya yaşattıklarını unutturmaya niyetim yok artık; ben yara bandı değilim.
Duygu ve Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Merve Kavakçı Krizi ve İdeolojik Mağduriyetin Kristalleşmesi 2 Mayıs - 13 Mayıs 1999 2 Mayıs 1999: Fazilet Partisi milletvekili Merve Kavakçı, TBMM yemin törenine başörtüsüyle girerek statükonun simgesel duvarına çarptı. Başbakan Ecevit'in "Bu kadına haddini bildirin" çıkışı, kurucu elitin ideolojik kilitlenmesini gösterdi. 13 Mayıs 1999: Devlet aygıtı, bu krizi kimlik siyasetiyle değil, asimetrik bir mevzuat hamlesiyle çözdü. Kavakçı’nın 1992’de Türk makamlarından izin almadan Amerikan vatandaşlığına geçtiği tespit edilerek Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığı kaydı silindi ve vekilliği düşürüldü. Bu hukuki soğukkanlılık, Türk devlet aklının sıkıştığı anlarda yasaları esnek ve ölümcül bir enstrüman olarak kullanabildiğinin kanıtıdır. Yaratılan simgesel mağduriyet, muhafazakâr tabandaki "sistemik dönüşüm" arzusunu geri dönülemez şekilde kristalize etmiştir.
Tarih
Karanlığın en koyu olduğu yerde bile kıblesini kaybetmeyenler, vahyin nuruna tutunan Allah aşıklarıdır.. “Şüphesiz Kur'ân, hak ile bâtılı ayıran bir sözdür.” (Târık, 13) ___ /Güven Taşdemir
Evet İstanbul nerede kalmıştık? 📣🙏Aylar sonra yeniden İstanbul’da okurlarımızla buluşacak olmanın heyecanını yaşıyorum🥹😊😍🙏💐 Kıyı’da dergi yazarı olarak 20 Haziran Cumartesi saat 16:00-17:00 arasında 13. Uluslararası Sarıyer Edebiyat Günleri’ne imzaya bekliyoruz..Kıymetli yazar arkadaşlarımla oradayız..2 yıldır keyifle katıldığım Sarıyer Edebiyat Günleri’nde bu yıl da varım🥹😍🙏 Denizin mavisiyle doğanın yeşilinin buluştuğu,sanatın birçok dalının festival havasına dönüşen bu harika etkinlikte, edebiyatla Kıyı’da buluşalım.. “İstanbul’da ne zaman imza günü?” sorularına da gelsin sevgili okurlarımız🙏😊 ✍️ 📖 Bekliyoruz..Çok teşekkürler emekleriniz için sevgili Cemre Kılıç ve @kiyidadergi ailem💐⚓️ Kitap kokusunun deniz kokusuna karıştığı edebiyat,sanat dolu alana bekliyoruz..Kireçburnu Haydar Aliyev Parkı..20 Haziran saat 16:00... #sarıyeredebiyatgünleri #kıyıdadergi #sarıyer #imzagünü #söyleşi Çok teşekkürler emekleriniz için @sariyerkultursanat
#𝙎𝙀𝘽𝙀_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 🌀 Süleyman’ın emrine de rüzgârı verdik. Onunla sabah gidişte bir aylık, akşam dönüşte de bir aylık yol alırdı. Erimiş bakırı onun için kaynağından sel gibi akıttık. Cinlerden de, Rabbinin izniyle onun maiyetinde çalışanlar vardı. Onlardan kim emrimizden biraz sapsa, ona hemen çok yakıcı ateş azabından tattırırdık. 12 Cinler Süleyman’ın isteğine göre mâbetler, kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar, leğenler, yerinden sökülemez sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Dâvûd ailesi! Allah’a şükür olacak ameller işleyin. Doğrusu kullarımdan gereği gibi şükredenler pek azdır. 13 #Tefsir: 📖 📖 Bu âyetlerde de dünya nimetleri ve saltanatı bakımından Hz. Süleyman’a verilen hususi lutuflardan bahsedilir. Şöyle ki: Birincisi; Cenâb-ı Hak rüzgârı onun emrine boyun eğdirmişti. Süleyman (a.s.) seyahatlerini onunla yapardı. Sabah gidişi bir aylık mesâfe, akşam dönüşü de bir aylık mesâfe idi. Âyette geçen اَلْغُدُوُّ (ğudüv) kelimesi sabahtan öğleye kadarki, اَلرَّوَاحُ (ravâh) kelimesi de öğleden güneşin batımına kadarki zaman dilimini ifade eder. Anlaşılan o ki Hz. Süleyman bir gün içerisinde birkaç saatlik bir mesai ile, o zamana göre normal şartlarda iki ay sürecek bir seyahati gerçekleştirebiliyordu. Demek ki rüzgâr onun için günümüzdeki uçak seviyesinde bir ulaşım aracı vazifesi görmekteydi. İkincisi; onun için bakır madeni, bir kaynaktan suyun akması gibi, eritilip akıtılmıştı. Dolayısıyla tarihte eritilmiş bakırı ilk kullanan kişi, Hz. Süleyman olmuştur. Üçüncüsü; Hz. Süleyman’ın emrinde çalışan insanlar olduğu gibi, onun önünde ve kontrolünde çalışan bir kısım cinler de vardı. Bunlar, insanlara göre daha güçlü, kuvvetli ve maharetli olduklarından Süleyman (a.s.) ağır ve zor işleri onlara yaptırırdı. Âyet-i kerîmede onların: › مَحَار۪يبُ