Michael H. Hart, Dünyaya Yön Veren En Etkin 100 ismiyle Türkçeye çevrilen eserinde, birinci sıraya Hz. Muhammed'i (s.a.v.) koymakta oldukça haklıdır.
Bu eserinde ele aldığı şahıslarla ilgili kıstaslarını özetleyecek olursak şu maddeleri zikredebiliriz:
1. İlgili şahıs olmasaydı aynı tarihi olayların olması ihtimalini ele almıştır. Eğer ilgili tarihî şahıs olmadığında aynı olayın başkası tarafından gerçekleştirilmesi mümkün görülüyorsa bu eksi bir puan olarak alınmıştır. Hz. Muhammed (s.a.v.) olmasaydı birçok önemli olay ortaya çıkmayacaktı. Bu etki düzeyinde ilk sırayı almasında etkili olmuş olmalı.
Biz zaten bu duruma sıkça atıf yaptık.
2. Toplumsal hareket ile kişisel etki arasını ayırmıştır. Örneğin, bunu şöyle ifade ediyor: "Bu duruma çarpıcı bir örnek; Muhammed'in, İslam dininin şekillenmesindeki kişisel etkisinin, İsa'nin Hristiyanlığın sekillenmesi uzerindeki etkisinden çok daha fazla olduğu yolundaki inancım nedeniyle Muhammed'in, İsa'dan daha üst sırada olmasıdır."
Hart kitabında şunları kaleme almaktadır:
"O, tarihte hem dinî hem de din dışı alanlarda üstün başarı göstermiş tek kişiydi. Mütevazı kökenlerden gelen Muhammed, dünyanın en büyük dinlerinden birini kurdu ve son derece etkili bir siyası lider oldu. Bugün ölümünden on üç yüzyıl sonra, etkisinin gücü ve yaygınlığı hâlâ sürmektedir.
Bu kitaptaki insanlarn gogunlugu, uygarlk merkezlerinde, kültür düzeyi yüksek ya da büyük siyasal önem taşıyan ulusların üyesi olarak doğmuş ve bu ortamlarda yetiştirilmiş olmanın getirdiği üstünlüğe sahiptir. Muhammed ise 571 yılında Arabistan'in güneyindeki Mekke şehrinde, o zamanlar ticaret, sanat ve bilimin merkezlerinin çok uzağında olan, dünyanın geri kalmış bir yerinde doğmuştu.
Hart, başka bir yerde şunları kaydetmektedir:
"Peygamberlerinin söylemiyle coşmuş
İİstatistiklere bakıldığında, dünya çapında yılda yaklaşık 100 milyar parça giysi üretiliyor. Bu sayı, kişi başına yılda ortalama 13 kıyafet demek. Ama biz hala "Giyecek hiçbir şeyim yok" diyoruz. Eksik olan giysi değil, tatmin. Moda, ihtiyacın değil, tatminsizliğin sanayisidir.
Hêmaya neteweyî di şiklê jinekê de hatiye sêwirandin û rabėja bo seferberkirina mêran di ser laşê jinekê re hatiye sazkirin. Bo vê seferberiyê arezûya mêran a bo welêt wek arezûyeke mêrane tê sazkirin û ew arezû dike ku mêr bixwazin wê bibînin, bibin xwediyê wê, bibin heyranê wê, jê hez bikin, wê biparêzin, li hember reqîbên xwe di riya wê de bimirin. 13 Welat an arezûya hezkirinê jin e, hemû taybetiyên wê li gor nerîna mêrê xwedî arezû tê teswîrkirin, tê erotîzekirin. Bi gotineke din rasterast xitabî hestên erotik ên mêran dike.
13 Ekim 1987SalıSevgilim,Her gün kötücül bir düşü kurmak ve onu taşımak artık kılgıyı gerektiriyor. Sana böyle bir yük bırakmak istemezdim ama sen akıllı ve güçlüsün çabuk unutursun.Bu durumdan kimse kimseyi ya da kendini sorumlu, suçlu saymasın, çünkü suç yok yalnızca ırmağın akışına bir müdahale söz konusu!Her anın niye'sini sorgulayan bir varlığın saygısızlığını yok etmek için kararlaştırılmış bir eylem bu! Çocukluğun kendini saf bir biçimde akışa bırakması ne güzeldi. Yiten bu işte! Bu tükenişle hiçbir yeni yaşama başlanamaz, bu nedenle tüm sevdiklerime elveda diyorum. Ben'i bağışlayın! Bunu en çok annemden babamdan ablamdan ve Kağan senden diliyorum. Dostlarımdan da!Nilgün Marmara ÖnalSeni hep sevdim Kağan!Hoşçakalın!P.S.1 Cenaze töreni istemiyorum, mümkünse yakınız lütfen!P.S.2 Kuşlar ölünceye kadar iyi bakınız onlara.3 Sahneden çekilirken yaşamıma karışmış herkesi selamlıyorum.4 Kağan arzu edersen ileride, daktiloya çekilmiş olan şiirleri bastırabilirsin.