Necmeddin Erbakan ilimsiz, seviyesiz ve prensipsiz bir satıh adamı ve kelime yuvarlayıcısıdır, ve bu şartnamesiyle bir gün iktidara erecek olursa, memleketi nasıl idare edeceğini belli etmektedir. Onun «doğru»ları bile yanlıştır.
13.06.1980
Kürt kelimesinin söz konusu olduğu her alanda bir kimlik tartışması, çatışması ve isyanı vardır. Kürt kelimesine dair her ne varsa paranteze alındıkça, göndergesi o kadar parantezin dışına çıkar. Puntosu küçüldükçe göstereni büyüyen bir kelimedir Kürt kelimesi. İsmail Beşikçi'nin hayatını anlatan Ismail Beşikçi 36 Kitap = 13 Cezaevi belgeselinde bir sahne bunun en ilkel halini gözler önüne serer. Beşikçi redaksiyonu yapılan kitabını kontrol ederken "Kürtleri küçük yazmışsın" der. Redaktör de ona "ne olacak onlar (K] ürt. Küçük yazılsalar da olur. Onlar özel isim olmaya layık mı?" der. Kürtçe hepten "bilinmeyene" mahküm edilmek istenirken, sömürgeci fantazma Kürt'ü, "kökenli" sıfatıyla üstündeki "ilkellikten" arındırabilir, Kürt'ü bu sıfatla kolayca ve dilediği zaman üst kimliğe, asli unsura taşıyabilir.
Bu çalışmalar sırasında geçmişte Sakarya Meydan Muharebesi nin şehit miktarı olarak verilen "5.713" sayısının da yanlış ol-duğu, bunun neredeyse %75'inin yaralanarak götürüldüğü sargı yeri/hastane/mecruhinlerde hayatını kaybeden Mehmetler olduğu ortaya çıkmıştır. Arazide beş yıldır gerçekleştirdiğimiz arama faaliyetleri sonucunda, daha önce listelere "kayıp" olarak kaydedilmiş ve bu nedenle bugün firari muamelesi gören 8.600 askerimizin yaklaşık 4.000'ine ulaşılmış ve tamamının aslında şehit olduğu görülmüştür. Kaldı ki Yunan arşivlerinden ele geçirdiğimiz pek çok fotoğrafta da bu şehitlerimizin neden kaybolduğu görülmektedir; bu yiğitler şehit oldukları tarlalara, vadilere, mevzilere Yunanlar ya da civar köylüler tarafından defnedilmişlerdir. Bu nedenle, Ekler kısmındaki Sakarya Meydan Muharebesi Zayiat Cetveli'nde de görüleceği gibi, gerçek şehit sayımız en az 13.000'dir.
Bu kitapta anlatılan, tek suçu şehit olduğunda cephe ötesinde, düşman işgali altındaki sahada kalmış olmak olan, bu nedenle listelere "kayıp" şeklinde kaydedilen ve 98 senedir firari muamelesi gören 8.640 aslanın öyküsüdür. Sakarya boyunda vatana eklenen yaklaşık 13.000 Mehmet'ten beş yılda ulaşabildiğimiz 4.000'inin "bizi unutmayın" çağrısıdır.
Bu kitap aynı zamanda Sakarya Meydan Muharebesi'ni, hatta Milli Mücadele'nin tamamını önemsizleştirme gayretindeki günümüz Ali Kemal'lerine sahadan, gerçek delillerle verilen cevaptır.
Ipuwer Papirüsü¹ (IP) ya da Ipuwer’in Nasihati olarak bilinen papirüs yazısı Kadim Mısır’daki açlık, kuraklık, ölüm ve şiddetli bir kaos ortamını ağıt diliyle anlatan tartışmalı bir metindir. Bazılarına göre bu papirüs kutsal metinlerin Çıkış anlatısındaki musibetlerden bahsetmektedir.Papirüs metninin başlangıç ve sonuç kısımları korunamadığı için Mısırbilimcileri metni tarihlendirmekte, içeriğini yorumlamakta ve anlattığı olaylar hakkında nihai bir kanaate ulaşmakta güçlük çekmişlerdir.Papirüste belirli bir dönemde Kadim Mısır’da meydana gelen şiddetli doğal afetler anlatılmaktadır. Büyük ölçüde Tevrat’teki Çıkış dönemi musibetlerini hatırlatan bu afetler arasında oldukça ilginç bir şekilde Mısır halkının ilk doğanlarının öldüğü de kaydedilmiştir. Ipuwer Papirüsü’nde kaydedilmiş felaketler ile Çıkış sırasında yaşanan musibetler şu şekilde ilişkilendirilebilir:
1. Musibetler bütün ülkeyi kuşattı. Her yer kan oldu (IP 2:5). İşte, nehir kana döndü; herkes susuzluk çekmekte (IP 2:10). Nehrin bütün suları kana dönüştü (Çık. 7:20). Mısırlılar içecek su bulmak için nehir kıyısını kazmaya koyuldular; çünkü nehrin suyunu içemiyorlardı (Çık. 7:24).
2. Ağaçlar yerlere devrildi, dalları koptu (IP 4:14). ... ve dolu bütün ağaçları yıktı (Çık. 9:25).
3. Her yerin tahıl ürünleri kaybolup gitti (IP 3:10). ... keten ve arpa mahvolmuştu (Çık. 9:31).
4. Kuşlar ne bir meyve ne bitki bulabildi (IP 6:1). ... (çekirgeler) toprağın her otunu ve doluların bıraktığı ağaçların bütün meyvelerini yediler (Çık. 10:15).
5. Ülkenin her yanında inleme sesleri ağıtlara karıştı (IP 3:13). ... ve Mısır’da büyük bir feryat koptu (Çık. 12:30).
6. İşte, ölüler nehre gömüldü; nehir mezar, mezar nehir oldu (IP 2:6), her yer kardeşini toprağa veren insanlarla doldu (IP 2:13). Mısırlılar ilk doğanlarının
¹“Papyrus Leiden 344" olarak adlandırılan papirüs, İsveç diplomat Giovanni Anastasi tarafından ele geçirilmiş ve 1828 yılında Hollanda, Leiden Müzesi'ne satılmıştır. Papirüs metninin ilk kez tam tercümesi 1909 yılında İngiliz Mısır-bilimci Alan ·Kitabı okudu