Belki henüz gerçekleri okuyarak düşünerek kendi bilinciyle seçecek olanlar vardır bu ülkede. Belki bir dostumun dediği gibi katıksız konuşma olup, araya hiç bir bezirgan girmeden, kitapla teke tek hesaplaşacak insanlar vardır. Sahte eleştirmenlerin, kültür dolandırıcılarına dayanarak, edebiyat reklam ajanslarının gürültüsüne kapılmak, çarklananların dışında kalanların varlığına inanmak istediğim için yazıyorum bunları.
Türk Romanının Sorunu kişiliktir. İnsanımızın
kişilik kazanma savaşının önemini henüz kavramamış
olmasıdır. Kendisiyle hesaplaşma diye bir kavramın varlığından
habersiz oluşundandır. Bunun için romanımız düzmecedir.
Otomobilin tamiri, para hesabı, neden yazdıklarımı anlamıyorlar, neden çevrede kimse yok v.s. Belki de anlaşılacak,
önemsenecek bir şey yazmadım. yapmadım. Sadece yazı hayatı denilen çamura bulaştım, yeni öfkeler edindim o kadar. Beni akıl yazarı bulanlar var, öyle olsaydım hep yazacak hir şeyler bulurdum.
Bana gülecekler, benimle alay edecekler. İnsanlar, sizin de gülünecek duruma gelmenizi istiyorum. Herkes benim gibi bu duruma düşmekten korkmayacak kadar cesur olmalı.