Aykut Kocaman'ı seviyorum.İdoldür.Oynattığı futboldan, Fenerbahçe kariyerinden hariç olarak kişiliğini seviyorum onun. Kendisini bir kez olsun dinleyen biri, üslubundan, ele aldığı konuyu değerlendirme biçiminden az çok kendisi hakkında fikir sahibi olup sempati duymaması mümkün değil. Her fenerli için kırmızı çizgi olan 3 temmuz sürecinin temel direklerinden olması, 17'de 16 yaparak şampiyon olduğumuz 2011 yılı, Uefa'da yarı final, vs başarıların yanında hayatı boyunca kendisini Fenerbahçe'ye adamış olmasından dolayı tabii ayrı bir sevgi duyuyoruz. Lobiyle, medyayla, dışarıdan gelen veya gelebilecek herhangi bir kötülükle işi olmadan hep doğruya ulaşma çabası içinde olması, en sevdiğim yönlerinden. Maalesef Türk futbolu yeteri kadar değerini bilmedi. Kendisinden yeteri kadar verim almadı. Aksine çok yıpratıldı. Kendisinin de dediği gibi "Bazı çiçekler bazı topraklarda olmuyor."
Enbiyâ, 16.
"Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık."
Reklam
onu biraz daha fazla görebilmek için uykuyu 16 saate çıkardım
Vah benim bahtı kara Banu Çiçek’im
Sen 16 yıl, ON ALTI YIL adamın yolunu gözle, sonunda kavuştuk derken, Bamsı Beyrek’im gitsin, kendisini esir tutan azgın dinli kafirin kızını alsın….. Ben bir şey anlamadım bu işten….
Bu Hikâye Tesadüflere İnananları Zorlar
Pakistanlı ünlü doktor İşan Hüseyin, insanlığa yaptığı büyük hizmetlerden dolayı ödül almak üzere uluslararası bir konferansa gidiyordu. Uçağa bindi; fakat gökyüzünün başka bir planı vardı. Şiddetli bir fırtına çıktı, uçağa yıldırım isabet etti ve pilot en yakın havaalanına acil iniş yapmak zorunda kaldı. Doktor öfkeliydi. Çünkü bir sonraki uçuş tam 16 saat sonraydı. “Orada olmam gerekiyor!” diye itiraz etti. Görevliler, konferansın yapılacağı şehrin yaklaşık altı saatlik kara yoluyla ulaşılabilecek mesafede olduğunu söyleyip ona bir araç kiralamasını önerdiler. İşan Hüseyin vakit kaybetmeden yola çıktı. Ancak yolun yarısında gök yarıldı sanki. Yağmur seller gibi akıyor, rüzgâr aracı savuruyordu. Bir süre sonra yollar sular altında kaldı ve ilerlemek imkânsız hale geldi. Çaresizce yol kenarındaki eski bir kulübenin kapısını çaldı. Kapıyı yaşlı bir kadın açtı. “Lütfen telefonunuzu kullanabilir miyim?” diye sordu doktor. Kadın hafifçe gülümsedi. “Evladım,” dedi, “burada ne telefon var ne de elektrik.” Yaşlı kadın ona sıcak bir çay ve biraz yiyecek ikram etti. Doktor dinlenirken dikkatini bir şey çekti: Kadın, odanın köşesindeki bir beşiğin yanında sürekli namaz kılıyor, gözyaşları içinde dua ediyordu. Merakla yaklaştı. “Allah dualarını kabul etsin,” dedi. “Bu kadar içten ne için dua ediyorsun?” Kadının gözleri doldu. “Şu beşikteki çocuk torunum,” dedi. “Annesi babası yok. Çok ağır hasta. Herkes bana bir doktorun onu kurtarabileceğini söyledi. Adı İşan Hüseyin’miş. Ama o çok uzaklarda, ulaşamayacağımız bir yerde. Günlerdir Allah’a yalvarıyorum: Ya beni ona ulaştırsın ya da onu bana göndersin…”
ATATÜRK “BENİM BİR DİNİM YOK”
(Dini ve Namusu olanlar Kazanamazlar) Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. / Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar. Onun için önce din ve namus telakkisini kaldırmalıyız. (Andrew Mango, Atatürk, s 447 / İstanbul, Tekin Yayınevi, 1990, s 83-84) ✔ Kur’an Gökten İndiği Sanılan Bir Doğmadır: Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. (Söylev ve demeçler, cilt 1, s 389. (1 Kasım 1938' deki son meclis konuşması)) ✔ Suçlu Allah'ın Dinidir: Kralların ve padişahların istibdadına (baskılı yönetim), dinler mesnet olmuştur. (Atatürk’ün El Yazmaları, Medeni Bilgiler, s 30) ✔ Bütün Dinler Utanmaz Peygamberlerin Kurgusudur: Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerin cehaletlerinin yardımıyla utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiğini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur. (Atatürkün El Yazmaları, Medeni Bilgiler, Afet İnan) ✔ İnsanları Allah Değil "Tabiat" Üretti: Natür (Tabiat) insanları üretti, onları kendisine taptırdı da... / Çünkü malumdur ki, insan tabiatın mahlûkudur. / İnsanlar, kurtçuklar gibi sulardan çıktılar en önce... İlk ceddimiz balıktır. İşler daha daha ilerledikçe o insanlar, primat zümresinden türediler. "Biz maymunlarız"; düşüncelerimiz insandır. (Atatürk den Düşünceler, Derleyen: Prof. Enver Ziya / Atatürk’ün El Yazmaları, Medeni Bilgiler, Afet İnan / Ruşen Eşraf Ünaydın, Atatürk Tarih ve Dil Kurumları, s 53) 👹 Atatürk’ün Din Algısı: “Onlar (Ashab-ı Kiram) aptallaştılar.” (M. Kemal) ✔ Din, Körü Körüne Bağlanmaktır: Gerçekte dinleri konusunda halkın hiçbir fikri yoktur, din dediği şey, bilinmeyen inanç
Reklam
Reklam