Fahrenheıt 451;
Kitapların olmadığı, yakıldığı bir dünya tahayyülü bile tüyler ürpertiyor.
Distopik bir kurgusu var kitabın doğrusu beni inanılmaz etkiledi okurken bir an için böyle bir dünyada yaşıyormuşum hissi böyle bir dünyanın gerçek olma ihtimali bile fazlası ile korkuttu. Bradbury teknolojinin insan hayatını ele geçirdiği içi boş bir hale getirdiği bir gelecek düşlemiş. Televizyonların hükümranlığında insanların kitaplardan vazgeçtiğini bu vazgeçiş ile birlikte totoliter rejimin kitapları tamamen yasaklayıp hatta bununla da yetinmeyip yaktığı kendi otoritesini cehalet ile kurduğunu resmetmiş.
Düşünsenize Devlet kocaman bir çürüme ve çözülmenin içinde ve bu atmosferde okuyan, düşünen, irdeleyen, üreten insanlar evlerine kapatılıyor, sesi çıkan kim varsa özellikle aydın kesim hapis hayatı yaşamaya zorlanıyor. Ülkeyi artık zihinler değil böcekler yönetiyor zamanların en kötüsü desek yeridir. Üstelik bu senaryo şu anki akış göz önünde bulundurulduğunda pek de gerçekleşmeyecek gibi durmuyor ne yazık ki.
Kitabı bitirdikten sonra biraz araştırma yapma imkanım oldu yazarımız sadece bilim kurgunun değil fantastik edebiyatın ve korkunun da ustalarından biri. Kitabımız 1953 yılında yayınlanmış ve yayınlanır yayınlanmaz klasikleşmiş distopya türünün dört temel kitaplarından biri olmuş. Ve bence yerini fazlası ile hak etmiş. :)
Kitabımızda değinmek istediğim çok güzel bir şey daha var okuduğum her kitap bittiğinde bir süre üzerine düşünmek hoşuma gider acaba yazarı yazmaya ne itti, bunları düşünmeye nasıl başladı, ne bileyim nerede hangi koşullarda yazdı, nelerden ilham aldı gibi sorular kurcalar kafamı bu kitabın sonunda güzel bir sürpriz ile karşılaştım çünkü yazarımız benim gibi düşünmüş olucak ki kitabın yazılma serüvenini bizimle paylaşmış acayip mutlu hissettirdi