PROMETHEUS

PROMETHEUS
Bilge kendi kendisiyle yetinir. (Seneca)
Ticari rekabetin hüküm sürdüğü toplumlarda para zorunlu olarak bir üstünlük göstergesi, müsriflik temel güç kriteridir. Bu yüzden şu anda nüfusunun kabataslak yüzde otuzu işe yaramaz şeyler üreten, yüzde biri de onları yok etmekle meşgul olan bir toplumumuz var. Bu kadarla kalmıyor; asalakların hizmetkârlarıyla muhabbet tellalları da birer asalak, toplumun işe yarar üyeleri şapkacıları, kuyumcuları, uşakları da beslemek zorunda. Bu korkunç hastalığın sadece aylaklarla onların hizmetkârlarını etkilemediğini, zehriyle bütün sosyal yapıya nüfuz ettiğini de unutmayın. Elit sınıftan olan on bin kadının altında orta sınıftan bir milyon kadın var ve onlar elit sınıftan olmadıkları için hayıflanıyor, toplum içinde öyleymiş gibi davranıyorlar; onların altındaki beş milyon çiftçi eşi "moda dergileri" okuyup şapkalar yaptırıyor, tezgâhtar kızlar ve hizmetçiler imitasyon ucuz mücevherlere ve fok mantolara para verebilmek için genelevlerde vücutlarını satıyor. Ayrıca unutmayın, görünürdeki bu rekabetin üstüne, ateşe körükle gider gibi, satış rekabeti üzerine kurulu bütün bir sistem var! Üreticiler onbinlerce kalitesiz mal üretiyor, mağazalar bunları vitrinlerine koyuyor, gazeteler ve dergiler bunların reklamlarıyla dolup taşıyor!
Sayfa 391 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Savaşın insanlığa maliyetini kim bilebilir; yalnızca yok ettiği hayatların ve maddi şeylerin bedeli değil, yalnızca milyonlarca insanı işsiz bırakmanın, savaşlar için ve geçit törenleri için silahlanmanın maliyeti değil, savaş halinin ve savaş dehşetinin toplumun yaşam enerjisinden emişi, savaşla beraber gelen barbarlık ve cehalet, ayyaşlık, fuhuş, suç, endüstriyel iktidarsızlık, ahlaki çöküş de cabası.
Sayfa 390 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
"Bilimin şu anki kaynakları bile değerlendi­rildiğinde," dedi öteki, "toplumsal üretimin nasıl bir kapasiteye ulaşacağını bilebilmenin bir yolu yok; fakat kapitalizmin acımasız barbarlığını kanıksamış zihinlerin makul bulacağı her şeyi kat kat aşacağından emin olabiliriz."
Sayfa 390 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Sonra da, dediğine göre, toplum kafa dengi insanların oluşturduğu, bağımsız, özerk topluluklara bölünecekti; şu anda kulüplerde, kiiliselerde, siyasi partilerde olduğu gibi. Devrimin ardından insanlığın bütün entelektüel, sanatsal, spiritüel faaliyetleri bu gibi "özgür birlikler" sayesinde sürdürülecekti; romantik roman yazarlarını romatik roman okumayı sevenler, izlenimci ressamları izlenimci resimlere bakmayı sevenler destekleyecekti; aynı şey vaizler, bilim insanları, editörler, oyuncular ve müzisyenler için de geçerli olacaktı. Çalışmak, resim yapmak, dua etmek isteyen biri onu destekleyecek birilerini bulamazsa, gerektiği kadar çalışarak kendi kendini destekleyebilecekti. Şu anda da durum aynıydı ama rekabetçi ücret sistemi insanı yaşamak için sürekli çalışmaya zorlarken, ayrıcalıkların ve sömürünün ortadan kaldırılmasından sonra günde bir saat çalışarak gereken parayı kazanabilecektik. Aynca şu anda sanatı takip eden kitle ticari sa­vaşta kazanmanın bedelini ödeyerek yozlaşmış ve bayağılaşmış bir azınlıktı; bütün insanlık rekabet denen kabustan kurtulduğunda ortaya çıkacak entelektüel ve sanatsal faaliyetlerin nasıl şeyler olacağınıysa şu anda tahayyül bile edemezdik.
Sayfa 389 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
“Tek bir dünya vardı ve maddi şeylerin miktarı sınırlıydı.Öte yandan,entelektüel ve ahlaki şeylerde bir sınır yoktu ve bunları başkalarının payını azaltmadan istediğiniz miktarda tüketebilirdiniz.”
Sayfa 389 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı