PROMETHEUS

PROMETHEUS
Bilge kendi kendisiyle yetinir. (Seneca)
Böyle zulümler ve acılar yaşamış olması yeterince kötüydü; ama onların altında ezilerek yenilmesi, boyun eğmesi, unutup bir şey olmamış gibi yaşamaya devam etmesi; ah, bu cidden de sözcüklerle anlatılamayacak, insan evladının katlanamayacağı bir vahşet, delilikti!
Sayfa 355 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Bu şehirde bu gece leş gibi kafeslere kapatılmış, açlıktan ölmemek için vücudunu satmak zorunda kalmış on binlerce kadın var. Bunu biliyor, bu durum­la dalga geçiyoruz! Bu kadınlar sizin anneleriniz, belki kız kar­deşleriniz, kızlarınız olabilirdi; bu gece evde bıraktığınız, sabah gülen gözleriyle size günaydın diyecek olan çocuklarınız; belki aynı kader onları da bekliyor! Bu gece Şikago' da çalışmak iste­yen ve bir şans verilmesi için yalvaran, buna rağmen açlık çeken ve dehşet içinde kış soğuğuna karşı koyan, evsiz ve perişan on binlerce erkek var! Bu gece Şikago' da güçlerini son damlasına kadar kullanıp hayatlarını mahvederek ekmeklerini kazanmak için çabalayan çocuklar var! Acı ve sefalet içinde yaşayan, ço­cuklarını besleyecek parayı kazanmak için didinen binlerce anne var! İşsiz bırakılmış, çaresiz durumda, çektikleri işkencenin bit­mesi için ölümü bekleyen yüzbinlerce yaşlı var!Erkek, kadın, çocuk, maaşlı kölelik lanetini paylaşan milyonlarca insan; sırf yarına çıkabilmek için güçlerinin yettiğince çalışıp didinen; ha­yatlarının sonuna kadar bitkin bir tekdüzeliğe, açlığa ve sefa­lete, sıcağa ve soğuğa, pisliğe ve hastalığa, cehalete, ayyaşlığa, kötülüğe mahkum edilmiş insanlar! Şimdi de benimle birlikte sayfayı çevirip resmin öteki yüzüne bakın. Orada kölelerin, emeğin sahibi olan binlerce ... belki onbinlerce ... insan var. Ha­yatlarını kazanmak için hiçbir şey yapmıyorlar, istemelerine bile gerek yok; her şey onlara kendiliğinden geliyor, tek yapmaları gereken harcamak. Saraylarda oturuyor, lüks ve ihtişam içinde yaşıyorlar; sözcüklerin yetersiz kalacağı, hayal gücünü sekteye uğratacak, ruhun düşüp bayılmasına neden olacak türden bir ihtişam. Bir çift ayakkabıya, bir mendile, jartiyere yüzlerce dolar veriyorlar; atlarla otomobillere, saraylara, şölenlere,
Sayfa 352 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Filozoflar üzerinde akıl yürütmüş, peygamberler lanetlemiş, şairler ağlayıp yakarmışken, bu korkunç Canavar hala serbestçe ortalıkta dolaşıyor! Okullarımız ve üniversitele­ rimiz, gazetelerimiz ve kitaplarımız var; hem gökyüzünü hem de dünyayı inceledik, ölçüp biçtik, irdeledik, aklımızla anladık; ve hepsi insanları birbirlerini yok etmeye yarayacak silahlarla donatmaya yaradı! Adına Savaş diyor, geçiyoruz... bari sizler basmakalıp sözlerle ve geleneklerle beni geri çevirmeyin... be­ nimle gelin, bana kahlın.. . farkına varın! Mermilerle delik deşik, patlayan bombalarla paramparça olmuş cesetleri görün! İnsan etini delen süngünün sesini duyun; acılı inleyişlerle çığlıkları duyun, öfke ve nefretle birer iblise dönüşmüş adamların acıyla buruşmuş yüzlerini görün!
Sayfa 351 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
"Size yalvarıyorum," dedi adam, "her kim olursanız olun, yeter ki gerçeği umursayın; ama en çok işçilere, tasvir ettiğim bu şeytanlıkları sadece zaman geçirmek için ilgilenilecek, sonra da belki bir kenara atılıp unutulacak acıklı şeyler olarak görmeyen insanlara yalvarıyorum; onlar için bütün bunlar amansız ve in­safsız gündelik gerçekler, bileklerindeki zincirler, sırtlarındaki kamçı, ruhlarını zapt eden demir el. Sizlere, işçiler! Emeğiyle bu ülkeyi var eden ama ülke yönetiminde söz sahibi olmayanlara! Payına düşen şey başkalarının biçeceklerini ekmek, çalışıp itaat etmek ve karşılığında bir yük beygirinin alacağı kadar bir maaş almak, ancak yarına çıkartacak kadar yemek ve sahip olamadığı evlerde oturmak olanlara. Kurtuluş mesajımı sizlere getirdim, asıl sizlere hitap ediyorum. Sizlerden ne kadar büyük bir şey is­tediğimi biliyorum; biliyorum çünkü ben de sizlerden biriydim, sizinle aynı hayatı yaşadım, bu gece burada bunu benden daha iyi bilen hiç kimse yoktur. Bir sokak serserisi, ayakkabı boyacısı olmanın, karın tokluğuna yaşayıp bodrum kat merdivenlerinde ya da boş arabaların altında yatmanın ne demek olduğunu iyi bilirim. Cesaret edip istemenin, kurduğunuz büyük hayallerin yıkılışını izlemenin ne demek olduğunu bilirim; ruhumda açan güzel çiçeklerin hayatımdaki vahşi güçler tarafından ezilip top­rağa gömüldüğünü görmenin ne demek olduğunu. Bir işçinin bilgiye ulaşmak için ne bedel ödediğini biliyorum; benim için bu bedel yemek ve uyku, fiziksel ve zihinsel acı, sağlık, hatta neredeyse kendi hayatımdı; bu yüzden size umut ve özgürlük vaad eden, yeni bir dünyanın kurulabileceğini, yepyeni bir işe kalkışılabileceğini söyleyen bir hikayeyle geldiğimde bana çı­karcı ve maddeci bir gözle yaklaşmanız, isteksiz ve kuşkucu davranmanız beni şaşırtmıyor. Umutsuzluğa
Sayfa 349 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
ve 'Evet, hepsi doğru ama bu hep böyleydi,' diyorsunuz. Ya da diyorsunuz ki, 'Belki bir gün değişecek ama ben göremem; benim ne işime yarayacak ki?' Sonra yine çalışıp didinmeye başlıyor, ekonomik gücün tüm dünyayı kaplayan değirmeninde öğütülmeye de­vam ediyorsunuz! Başkalarının çıkarı için saatler boyu ter dökü­yorsunuz; tehlikeli ve sağlıksız yerlerde çalışıyorsunuz; her an kaza geçirme, hasta olma ve ölme tehdidi altında açlık ve mahrumiyetin hayaletleriyle boğuşuyorsunuz. Bu mücadele her gün daha da şiddetleniyor, hız gitgide daha da acımasızlaşıyor; hergün biraz daha çok çalışmak zorunda kalıyor ve koşulların de­mir elini biraz daha sıklığını hissediyorsunuz. Aylar, belki yıllar geçiyor; sonra yine geliyorsunuz; ve ben sizlere yalvarmak, yok­sunluğun ve sefaletin canınıza yetip yetmediğini, adaletsizlik ve baskının gözünüzü açıp açmadığını görmek için yine burada oluyorum! Beklemeye devam ediyorum; yapabileceğim başka bir şey yok. Bunlardan kaçıp saklanabileceğim vahşi bir orman, sığınabileceğim bir liman yok; dünyanın öteki ucuna gitsem de, yine aynı lanetli sistemin içindeyim; bütün iyi ve asil insani duy­guların, şairlerin hayalleriyle şehitlerin acılarının zincire vuru­lup organize ve yırtıcı açgözlülüğün hizmetine koşulduğunu görüyorum! Bu yüzden durup dinlenemem, susamam; bu yüz­den rahatı ve mutluluğu, sağlığı ve itibarı bir kenara itiyorum; ve ruhumun acılarını tüm dünyaya haykırıyorum! Yoksulluk ve hastalık, nefret ve iftira, tehditler ve alay konusu olmak bu yüzden beni durduramaz ... gerektiğinde, ne hapis ne de işken­celer ... yeryüzündeki ya da göklerdeki gelmiş geçmiş ve gelecek hiçbir güç durduramaz. Bu gece başaramazsam, yarın tekrar de­nerim; hatanın bende olduğunu bilerek; ruhumun sesi dünyada bir kez duyulsa, insanlar onun bastırılmışlıktan
Sayfa 347 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam