PROMETHEUS

PROMETHEUS
Bilge kendi kendisiyle yetinir. (Seneca)
Her yerde acıma­sız otoritenin eliyle oradan oraya savrulan bir sürü insan vardı. Bazı hapishanelerde siz parmaklıkların ardındasınızdır, istediği­niz her şey dışarıda; bazılarındaysa siz dışarıdasınızdır, istenen şeyler parmaklıkların ardında...
Sayfa 326 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kanuna göre pazar günleri alkollü içki satmak suçtu; bu sayede meyhaneciler polisin eline düşmüş oluyor, aralarında bir ittifak kurulması kaçınılmaz hale geliyordu. Kanuna göre fuhuş suçtu; bu sayede "madamlar" da bu ittifaka katılıyordu. Kumarhane sahipleri ve bahis oynatanlar, yolsuzluk yaparak para kazanan ve bu paranın bir kısmını rüşvet olarak vermek zorunda kalan herkes için durum aynıydı: Kabzımallar ve eşkıyalar, yankesicilerle hırsızlar, çalıntı eşya satın alanlar, katkı maddeli süt satanlar, bayat meyve sebze ve hastalıklı et satanlar, sağlık koşullarına uymayan odaları kiralayanlar, sahte doktorlarla tefeciler, dilencilerle sokak satıcıları, satılık boksörlerle şikeci sporcular, at yarışı "tahmincileri", muhabbet tellalları, beyaz köle tacirleri, genç kızları baştan çıkarmakta uzman adamlar. Yozlaşmanın bütün temsilcileri yekvücut olmuş, siyasetçilerle ve polisle kan kardeşliği yemini etmişlerdi; zaten çoğu zaman aynı insanlardı; polis şefi sözde baskın yaptığı genelevin sahibi çıkıyor, siyasetçiler kendi meyhanelerinde karargâh kuruyordu.
Sayfa 294 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Güya halk tarafından yönetilen ama aslında bir iş adamları oligarşisinin sahip olduğu bu şehirde iktidarın kentin sahiplerinde kalması için bir ordu dolusu insan besleniyordu. Yılda iki kez, ilkbahar ve sonbahar seçimlerinde, işadamlarının sağladığı milyonlarca dolar bu ordu tarafından harcanıyordu. Rüşvet yiyen bu ordunun yıl boyunca doyurulması gerekiyordu tabii. Liderlerle organizatörleri işadamları doğrudan kendileri doyuruyordu: Belediye meclisi üyeleriyle kanun yapıcıları rüşvetle, parti yetkililerini kampanya fonlarıyla, lobicilerle şirket avukatlarını maaş vererek, müteahhitleri iş vererek, sendika başkanlarını sübvanasiyonlarla, gazete sahipleriyle editörleri reklamlarla. Bunların arasında kendine yer bulamayan sürüyle insan için de baştan çıkarmanın, dolandırmanın, yağmalananın ve çalmanın serbest olduğu suç dünyası vardı.
Sayfa 294 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
O günlerde uygarlığın nasıl bir şey olduğunu her zamankinden daha net gördü; kaba güç dışında hiçbir şeyin geçerli olmadığı bir dünya, güce sahip olanların olmayanlara boyun eğdirdiği bir düzen. Jurgis güçsüzlerdendi; açık hava, bütün yaşam, kafese atılmış bir kaplan gibi arşınladığı, parmaklıkları birer birer deneyip hiçbirini yerinden bile oynatamadığı muazzam bir hapishaneydi onun için. Bu acımasız hırs savaşında yenilmişti ve kaderi yok edilmekti; bütün toplum bu cezadan kaçmamasını sağlamakla meşguldü.
Sayfa 269 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat
Vaiz günah ve kurtuluş, Tanrı'nın sonsuz lütfu ve insani zaafları affedişi üzerine konuşuyordu. Gayet ağırbaşlı, gayet iyi niyetli biriydi ama Jurgis onu dinlerken ruhunun nefretle dolduğunu hissetti. Bu adam günah ve acı hakkında ne biliyordu ki; karnı tok, sırtı pekti - bir de kalkmış ölüm kalım savaşı veren, açlık ve soğuk gibi şeytani güçlerin ölümcül kıskacındaki adamlara vaaz veriyordu! Jurgis haksızlık ediyordu tabii; ama bu adamların söz ettikleri hayat hakkında bir şey bilmediklerini, hayati sorunları çözebilecek türden insanlar olmadıklarını düşünüyordu; hayır, onlar da sorunun bir parçasıydı; insanları ezen ve baskı altında tutan düzenin bir parçasıydılar! Onlar da galip ve küstah sahip sınıfındandı; sıcacık bir salonları, yiyecekleri, giysileri, paraları vardı ki aç olanlara vaaz verebilsinler, açlar da boyunlarını büküp onları dinlesin! Yoksulların ruhlarını kurtarmaya çalışıyorlardı; kendi ruhlarındaki sorunsa bedenleri için dürüst bir varoluş şekli bulamamış olmalarıydı, bunu ancak bir aptal göremezdi.
Sayfa 265 - Sel yayıncılık·Kitabı okudu
Edebiyat