İyi başlasam bile olümle bitti (+18)
2 günde ne olmuşsa biraz son nefesimi veriyor gibi hissettim. Ruhum bedenimden çıkmış da boşluğa düşmüşüm, kilitlenmişim, robotik hareket ederken aslında nefes alış verişimde bile gayret göstermem gerekecek kadar tükenmiştim. Bu neyin dalgasıydı ve nasıl bir anda olmuştu bilmiyorum ama bekledim. İçimde ya bir şeyler olüyordu ya da olenler çözülüyordu. Olenlerin cenazesinin kaldırılması izinden geçiyordu. İzin verdim işte. Yaşamadığım ya da farkında olmadan biriktirdiğim bir şeyler varmış demek ki. Bu süreçte biraz agresif ve aşırı sessizdim. Akşam yemeği dışında kalabalığa o kadar katılmadım. Kendimle baş başa kalıp içimin derdini anlamam ve bir şeyler yapmam gerekiyordu. İştahım da kapanmıştı. Kahve bile içmemiştim o derece. Ve demek ki o kadar ağır bir şeydi. Tuhaftı. Sanırım ilk kez buna doğru düzgün bir sebep bile bulamadım. Ama büyümem için tabi ki deri değiştirmem gerekiyordu. Bunun yüreğimin oluyor gibi hissettirişi belki o izinlere geç kalmamdandı. Bize artık baya küçük gelmiş tişörtün verdiği o rahatsızlık, sıkıştırma, boğma ve artık soymak mümkün değil, kurtulmak için kesip atman gerekirdi ya o tarz bir şey oldu. Geç kalınmışlık olmasa acısı da olmazdı. O her neyse bilmediğim için üzülürken geç de olsa daha da geç olmamış olduğu ve olduğu için sevindim tabi ki. Sanki öğlen matın üstünde "Hazırım ya, olmeye hazırım artık. Geleceksen gel. Ne bu, yorgun ve halsizim. Yüreğim okyanusa atılan bir kaya gibi acı çekiyor ama içim rahat. Bu sefer olacak mı, olsunnn. Bitmeden başlamaz, ölmeden doğulmaz. Bedenim mi olecek yoksa benliğim mi?" diye mayışmış halde düşünüyordum. Ve zaman o kadar yavaş aktı ki, saati 5-6 sanarken daha 2 imiş. Son gücümü temizlik perilerine vermiştim. Ne yapayım yaşam alanımın düzenli ve temiz olmasını seviyorum. Olümde dahi düzen ve bütünlük
Hayata Dair
İslam medeniyetinin ve toplumsal hayatının kalbi olan camiler, sadece ibadet edilen dört duvardan ibaret değildir. Kelime anlamı olarak "toplayan, bir araya getiren" anlamına gelen cami, Müslümanların hem ruhen hem de sosyal olarak birleştikleri en kutsal mekanların başında gelir. Camilerin taşıdığı derin önemi şu temel başlıklar altında anlayabiliriz: 1. Ruhun Huzur Bulduğu İbadet Mekanı Cami, kulun Yaradan’ına en yakın olduğu an olan secdeye vardığı, dünyevi gürültü ve dertlerden sıyrılıp huzur bulduğu bir sığınaktır. Günde beş vakit okunan ezanlar, insanları sadece namaza değil, aynı zamanda geçici olan dünya hayatından sıyrılıp kalıcı olanı hatırlamaya davet eder. Cemaatle kılınan namazlar, yan yana duran insanların kalplerini birbirine yaklaştırır. 2. Eşitlik ve Kardeşliğin Somutlaştığı Yer Camiler, İslam'ın en çok önem verdiği "eşitlik" ilkesinin en net görüldüğü alanlardır. Omuz omuza saf tutulduğunda makam, mevki, zenginlik ya da ırk farkı tamamen ortadan kalkar. Toplumun en üst kademesindeki bir insanla en alt kademesindeki bir insan aynı halıya baş koyar, aynı dualara "amin" der. Bu durum, toplumsal bağları ve kardeşlik duygusunu muazzam bir şekilde güçlendirir. 3. Birer İlim ve Kültür Yuvası (Mektep) Tarih boyunca camiler, sadece namaz kılınan değil, aynı zamanda birer okul (medrese) olarak işlev görmüştür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) döneminde Mescid-i Nebevî’nin bir bölümü olan Suffe, İslam’ın ilk yatılı üniversitesi sayılmaktadır. Bugün de camilerde okunan hutbeler, yapılan vaazlar, tefsir, hadis ve fıkıh dersleri ile her yaştan insan dini ve ahlaki konularda eğitilir. Cami, cehalete karşı açılan bir savaş meydanı gibidir. 4. Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Merkezi Camiler, mahallenin ve şehrin nabzının attığı yerlerdir. Eskiden sadaka taşları
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
🎬 SON KARE DEVAM 2026- / 1 sezon, 8 bölüm / Mayıs 2026 da izledim Her bölüm yaklaşık 45 dakika Türkçe Kanal / Nerden izlerim : Gain / Gain , İnternet Puan IMDb : 6.6 / Benim : 7.5 Tür: Suç, Polisiye, Dram Türk Yapımı 18+ Yönetmen : Aytaç Çiçek Senaryo: Ali Doğançay Yapımcı: Ali Burak Ceyhan 📌 KONU : Son Kare, yaşadığı zorlu bir dönemin ardından psikoterapist kontrolünde mesleğine geri dönen Cinayet Masası komiseri Sare Baykal'ın, gizemli cinayetleri çözme çabasını konu almaktadır. Sare'nin yolunun ünlü moda fotoğrafçısı Atlas ile kesişmesiyle birlikte ikili, kendilerini belleğin karanlık sularında ve şüphe dolu bir bilmecenin içinde bulur. 💬 YORUM : Ben diziyi gerçekten çok beğendim. En büyük artısı kesinlikle oyunculuklar. Özellikle Burcu Özberk'e polis karakteri inanılmaz yakışmış; oldukça doğal ve güçlü bir performans sergiliyor. Ben katilin kim olduğunu ikinci bölümde tahmin ettim ama buna rağmen kurgu ilgimi kaybetmedi, çünkü olayların işlenişi ve karakterlerin derinliği diziyi sürükleyici kılıyor. Finali de merak uyandıracak şekilde bırakılmış. Devam sezonunu kesinlikle bekliyorum. 📌"Bazen bir meleğin ve bir şeytanın dostluğu, dünyanın kaderinden daha ilginçtir." ✨ 🔄 DEVAM / İPTAL Hikaye devam edecek gibi gözüküyor 🎯 Bunu sevenler şunları da izleyebilir: • Mezarlık • Şahsiyet • Bozkır • Alef
Kelimeler de bizim gibi aslında; zaman geçtikçe değişiyor, olgunlaşıyor, yeni anlamlarla yoğruluyorlar. Bugün günlük hayatta hiç düşünmeden kullandığımız pek çok sözcük, asırlar önce bambaşka duyguların yükünü taşıyordu. İşte bu durumun en güzel örneklerinden biri, Osman Nevres Divanı’nı okurken karşıma çıkan şu mısra oldu: “Ref‘ eylemez merâkım evc ü segâh.” Mısradaki "merâk" kelimesi üzerinde biraz durunca, burada bugün alışık olduğumuz anlamıyla kullanılmadığını fark ettim. Bu küçük ayrıntı, beni kelimenin tarih boyunca geçirdiği anlam değişiminin izini sürmeye yöneltti. Başlangıçta yalnızca "merâk"ın bu mısradaki anlamını öğrenmek istiyordum. Fakat araştırdıkça konu; Antik Yunan tıbbından İslam dünyasına, Osmanlı hekimliğinden klasik şiire uzanan beklenmedik bir anlam yolculuğuna dönüştü. Bu yolculuğun ilk durağı ise, ilk bakışta merakla ilgisiz görünen bir kelimeydi: melankoli. Melankoli kelimesi, Eski Yunanca melankholía sözcüğünden gelir. Kelime, mélas (kara) ve kholḗ (safra) sözcüklerinin birleşiminden oluşur ve sözlük anlamıyla "kara safra" demektir. Bu adlandırmanın sebebi, Antik Yunan tıbbında hâkim olan Dört Hümor (Ahlât-ı Erbaa) teorisidir. Hipokrat ve Galen'e göre insan bedeni dört temel sıvıdan oluşuyordu: kan, sarı safra, kara safra ve balgam. Sağlığın bu dört unsurun dengesiyle korunduğuna, kara safranın fazlalığının ise kişide hüzün, iç sıkıntısı, kuruntu ve çökkünlüğe yol açtığına inanılırdı. Bu terim daha sonra Batı dillerine geçmiş ve zamanla yalnızca bir hastalığın değil, o hastalığın insanda bıraktığı hâlin de adı olmuştur. Bu kavramın Arapça karşılığı ise mâlîhulyâ (ماليخوليا) idi. Kökeni yine Antik Yunan tıbbına dayanmakla birlikte, İslam tıp geleneği içinde benimsenmiş; Osmanlı hekimleri tarafından da derin hüzün, kara sevda, kuruntu ve
“Herkes yarın için ne hazırladığına baksın.” (Haşr/18)
Müslüman,Müslüman'ın kardeşidir.. Ona hainlik yapmaz,ona yalan söylemez , onu zor durumda yüzüstü bırakmaz..✨🌻 Tirmizî , Birr , 18
Din İslam