Puan vermedi
Bazı yalnızlıklar tercih değil, yaşanmışlıkların insana bıraktığı sessiz mirastır. Hikaye, ana karakter Sare'nin, eşi Kaptan Mehmet’in ani ve şüpheli ölümüyle (resmi kayıtlara göre tekne kazası) altüst olan hayatını merkezine alıyor. Sare, içindeki güçlü sezgilere dayanarak bunun bir kaza değil, cinayet olduğuna inanıyor. Bu aşamadan sonra hikaye bir hareket kazanıyor. Sare bir dedektif ve eski bir dostun yardımıyla olayın arkasındaki gerçeklerin, entrikaların peşine düşüyor. Eşiyle olan derin bağını ölümün ötesinde de hissetmesi, ruhlarla iletişim kuran bir usta aracılığıyla bilinmeyen dünyaların kapılarını aralamasıyla birlikte kadının yas sürecini bastırmadan nasıl yaşaması gerektıgını bizlere gösteriyor. Yazarın dili oldukça sade, akıcı ama bir o kadar da derin. Kitap, okuyanı yormayan 184 sayfalık kompakt yapısına rağmen, hissettirdiği duygusal yoğunlukla akılda kalıcı bir iz bırakıyor. Romanın her sayfasında kendinizi bulacaksınız.
Yalnızlığı Sen SeçmedinBirim Özer Sili · Özyürek Yayınları · 202612 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Türk'ün Kıraathaneyle İmtihanı - Ümit Çelebican - Roman - Eylül 2025 - 184 Sayfa. Ey kari! Ahmet Mithat Efendiyi nasıl bilirsiniz? Siz kendinizi yormayın, bu soruyu ben yanıtlayayım. Tanzimat döneminde her türde birçok ürünler vermiş bir yazarımızdır. O kadar üretkendir ki edebiyatçı dostları ona "yazı makinası" ünvanını yakıştırmışlardır. Ahmet Mithat Efendinin esas özelliği verdiği ürünlerle okuru eğitmek ve bilgi sahibi yapmaktır. Bunun tekniği de eserlerinde okura doğrudan hitap eder, konu ile ilgili açıklamalarda bulunur. Görevini tamamladığında karşınıza yine roman kahramanını çıkartır, başbaşa bırakır. Ey kari! Yazarımız bu eserini meydana getirirken Ahmet Mithat Efendinin bu tekniğini kullanmış. Bu teknik romanın özel konumuna hani neredeyse cuk oturmuş. Oturmanın ötesinde tıpa tıp bir hal almış. Okur eseri güle oynaya okumanın yanı sıra kıraathane eğlentilerine de ortak olmakta, yeri geldiğinde yazarından bilgi istemektedir. Yazar da okurun bu isteklerini hoş görür, yanıtlar. Ey kari, bu kadar bilgiden sonra asıl konumuza dönelim. Yazar sağlam bir kurguyla yola çıkarken mekan seçimi, roman kahramanları, üslup ve konu sosyal yaşamımızın içinden çekilip alınmış. Zeliş ve Mehmet büyük bir aşkla evlenirler. İkisi de mutludur. Mehmet gün boyu çalıştığı işinden doğruca evine gelir, Zeliş'ine yardım eder beraber tv izlerler. Bu birliktelik zaman geçtikçe örselenir, yerini suskunluk alır. Vakit geçirmek için kıraathaneye giden Mehmet Zeliş'in dayısı Rüstem'in de etkisiyle kıraathanenin gediklisi olur çıkar. Bir kız bir erkek çocuğu olmasına rağmen bir türlü bu tutkusundan vazgeçemez. Zeliş tüm sıkıntıları içine atar, bazı bazı dayısıyla paylaşır bu sıkıntılarını. Ve bir gün Mehmet hastalanır, yataklara düşer. Yazarın kıraathane kültürü hakkında da bilgiler
Türk'ün Kıraathaneyle İmtihanıÜmit Çelebican · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20253 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·464 syf.··
2026 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 17:44
Kalb kal'asının sahibi odur; kalb diyarında pâdişahlar pâdişahı odur. Syf 263 Şeyh Galib'in sözlerini pek severim. Özellikle: Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen sözüne bayılıyorum. Kitabın yarısından Türkçe çevirisi başlıyor. Bu şekilde bir kitap hâlini alması da çok güzel olmuş. İlk sayfalarda Allah'a ve peygambere övüş anlatımından sonra hikaye başlıyor. Spoiler fazla vermeyeyim ama güzel anlamlı bir aşk hikayesiydi. Hem mesnevi hem de içinde roman olması esere ayrı güzellik katmış. Galib, aşkı tatlı cümlelerle anlatan pek lezzetli bir hikaye kurmuş. Okuyucu okurken mest oluyor âdeta. Mesela şu alıntıdaki gibi: Apaydın güneş karanlıkta doğsaydı, yüzüne, yüzündeki tüylere benzerdi. Syf 177 O kadar ince ve zarif cümleler yazmış ki, aşkı ve sevgiyi hissettirmiş. "Baharı Anlatış" bölümü de beni mest etti, bu tür tarif edişler ruhumu okşuyor: Gül bahçesinde biten her gonce, yeryüzünden göklere sırlar açtı. Ceylanın boynuzu gül dalına döndü; gönüller alan selvi, gül nafeleri yetiştirdi. Gül bahçesi cennet haberini getirdi; dıvara sarılan dikenler bile Tılba'ya nazire oldu. Güzelim rüzgar, İsrafil kesildi de yeryüzü ölülerini diriltti. Gonce, bülbül gibi neşelendi de güle karşı söz söylemiye, çileyip şakımıya başladı. Hercayi menekşe coştu da hem kalem sustu, hem kitap. Syf 184 Bu güzel kitabı mutlaka okuyun.⚘️
Duygu ve Düşünce
Hüsn ü AşkŞeyh Galip · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,682 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 13. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 21:14
Bu kitabı 184. Sayfaya kadar okudum ancak içeriği beni sarmadı. Okurken rahatsızlık duydum. Bunun için tam olarak bitirmeden bırakıyorum. Kitap Sabancı Ailesiyle alakalı bilgiler paylaşıyor. Bu kitabı okumak bana dedikodu yapıyor yada başkalarının özel hayatını araştırıyor gibi hissettirdi. Aslında ben her zaman biyografi ve benzeri kitaplar okuduğum için sevdiğim türü uygun ancak genel olarak okuduğum kitaplar askerler ve siyasetçilerle ilgili. Yani genelde bir ulusu veya ulusları ilgilendiren kişilerle alakalı kişileri okudum. Ancak bu kitap onlae gibi değil. Ayrıca yazan da bu aileden biri olduğu için bu düşüncem ağır basıyor. Vaktiyle sadece adından ötürü arkadaşlarımın bana gösterdiği bir kitaptı. Sadece merak edip okumuştum.
1000Kitap
Adana'da Piç OlmakSevgi Sabancı · Köknar Kitap · 2023164 okunma
Puan vermedi·184 syf.·
2026 11. kitabı
HAYAL AĞACIM MİMOZA YAZAR: BİGE GÜVEN KIZILAY SAYFA SAYISI: 184 Yazar Ankara’lı olup TED Koleji ve ODTÜ Sosyoloji mezunudur. Kurumsal birçok firmada yöneticilik yaptıktan sonra eşiyle birlikte 2003 yılından beri tekstil üzerine kendi şirketlerini kurmuşlardır. Bu arada yazarlığa ağırlık veren Bige Güven Kızılay’ın romanlarının yanı sıra kendi bloğunda paylaştığı yazılarının yer aldığı Hayal Ağacım serisine ait kitapları bulunmaktadır. Hayal Ağacım Mimoza kitabı, daha önce bloğunda yazmış olduğu yazıların bir araya gelmesi ile oluşmuş deneme sohbet tarzındadır. İlhan İrem, Cüneyt Arkın ve Halit Kıvanç’a da yer verdiği bu kitabında geçmişten günümüze yaşadıklarımıza dair birçok konuyu ele almıştır. Yazılarında, Covid döneminden, dedesinin almış olduğu İstiklal madalyasına kadar her türlü konuya vermektedir. Dilinin sade ve akıcı olmasından dolayı yazarın kitaplarını bir solukta bitirebilirsiniz. Yazardan okuduğum dördüncü kitap. Emanet kadar sevdiğimi söyleyemem ama kendisi çok sevdiğim bir kalem olduğundan bu kitabına da haksızlık yapamam. Ama bana göre yazarın romancılık alanında kalemi daha cezbedici, keyifli. Halen yazarla tanışmadıysanız mutlaka ilk fırsatta okuyun, tanıyın derim. ALINTILAR Gündüz açar, gece kapatır çiçeklerini mimoza ağacı. Bir bilim insanı bir deney yapar. Bütün gün karanlıkta tutar onu. Ne olur bilir misiniz? Gündüzle eş saatte, karanlıkta da açar o sapsarı çiçeklerini mimoza. İşte sen…mimozasın Türkiye’m. Kimse seni karanlığında boğamaz. Senin ışığın kendi içinde. Işık sensin de farkında değilsin...(Sf:11) Ölüm sadece bir kelime Atam. Sen... dokuzu beş geçe ölüme değil, ölümsüzlüğe yürümüşsün. (Sf:92) Kötülerin en büyük korkusu, kötülüklerine seyirci bulamamaktır.(Sf:183) Bige Güven Kızılay
Hayal Ağacım MimozaBige Güven Kızılay · İnkılâp Kitabevi · 202573 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 16:34
YALNIZLIĞI SEN SEÇMEDİN Bitti 184 sayfa.. Merhaba kitap dostları.. Sare’nin hayatı, bir telefonla ikiye bölündü. O gün sıradan bir gündü. Ama Sare'nin içinde kötü bir his vardı. Mehmet o gün tekne teslim etmek için 2-3 günlük bir seyahate çıkmıştı. Denizle iç içe bir hayatı vardı; tekne onun ekmeğiydi, rutiniydi. Sare içinse o, sadece sevdiği aşık olduğu adamdı. Ama o gün deniz geri vermedi. Tekneden gelen haber, önce bir söylenti gibi ulaştı. Sonra gerçek oldu. Mehmet’in teknesi kaza yapmıştı… ve Mehmet artık yoktu. Sare o an donup kaldı. Çünkü orada değildi. Yanında değildi. Son bir kez görmemişti. Vedalaşamamıştı. İşte bu, acının en ağır haliydi. Günler geçtikçe Sare’nin hayatı sessizleşti. Ev, Mehmet’in yokluğuyla dolup taşan bir yere dönüştü. Onun eşyaları, kokusu, yarım kalan cümleleri… her şey Sare’yi geçmişe çekiyordu. İnsanlar gelip başsağlığı diledi. “Güçlü ol” dediler. “Zamanla geçer” dediler. Ama Sare için hiçbir şey geçmiyordu. Onu en çok yoran şey, sadece kayıp değildi. İçindeki o bitmeyen sorulardı: “Keşke o gün gitmeseydi…” “Keşke yanında olsaydım…” “Belki bir şey değişirdi…” Bu düşünceler, Sare’nin zihninde dönüp durdu. Mantık başka bir şey söylüyordu, kalbi başka. Ve kalbi hiç susmuyordu. Zamanla Sare insanlardan uzaklaşmaya başladı. Konuşmak istemiyordu, anlatmak istemiyordu. Çünkü kimse onun hissettiğini tam olarak anlamıyordu. Yalnızlık yavaş yavaş hayatına yerleşti. Ama bu bir tercih değildi. O yalnızlığa itilmişti. Geceleri daha zordu. Sessizlik büyüdükçe, hatıralar daha çok konuşuyordu. Mehmet’in sesi, gülüşü, birlikte kurdukları hayaller… Hepsi Sare’nin içinde yeniden canlanıyordu. Ve her sabah, aynı gerçekle uyanıyordu: Mehmet yoktu. Zaman ilerledikçe Sare, bu acıyla yaşamayı öğrenmek zorunda olduğunu fark etti. Unutmak
Yalnızlığı Sen SeçmedinBirim Özer Sili · Özyürek Yayınları · 202612 okunma