MÜZİSYEN BEYİN:
Anne karnındaki fetusun, hamileliğin 17'nci ve 19'ncu haftalarında sesleri işitmeye başladığını biliyoruz. =}Anne karnındaki çocuğun duyduğu müzikten etkilendiğini ileri sürenler var. Hatta biraz daha ileri gidip anne karnındaki çocuğa Mozart dinletmenin çocuğun IQ düzeyini artıracağına inananlar dahi var =-}(Viyana Üniversitesinde yapılan bir çalışmada dünya genelinde bu konuda yapılmış 40 farklı araştırma incelenmiş. =}Sonuç olarak Mozart'ın özel bir etkisi olduğuna dair bir kanıt bulunamamış fakat hangi türden olursa olsun müzik dinlemenin zihinsel faaliyetler üzerinde olumlu etkisi olduğu tespit edilmiş).
Biraz geriler dediğim tarih 1944-1945 yılları ve o zamanın mühim tarihî olayı da Türkçüler davasıdır. Yer-leri değiştirilen, fakat meslek ve maaşlarından mahrum edilmeyen bugünkü kıyılan öğretmenlere karşı, ki hepsi birer suçla bu işleme tâbi tutulmuştur, 1944'te birçok öğretmen hiçbir suçları olmadığı halde mevkîlerinden, maaşlarından ve hürriyetlerinden mahrum edilmişler, aylarca, bazıları bir buçuk yıl tutuklu kalmışlar, sonunda hiçbir suçları olmadığı Sıkı Yönetim Mahkemesince anlaşılarak beraat etmişlerdir. Yerleri değiştirilen ilkokul öğretmenlerine karşı pek şefkatli ve merhametli olan İsmet İnönü, 1944'te suçsuz öğretmenleri "fasid öğretmen" diye 19 Mayıs nutkunda damgalamış, bu öğretmenlerin hücrelerde, tabutluklarda, yeraltı odalarında ızdırap çekmelerine seyirci kalmıştır. Hem de o öğretmenlerin hepsi yüksek öğretmenlerdi. Bir tanesi Türk Tarihi Profesörü Zeki Velidî Togan'dı. Milletlerarası ünü olan bir bilgindi. Bir tanesi merhum Hüseyin Namık Orkun'du. Ankara Eğitim Enstitüsü ve Polis Koleji tarih öğretmeniydi. Bir tanesi Edebiyat Öğretmeni Orhan Saik Gökyay'dı. O sırada Ankara Konservatuarı müdürlüğünde bulunuyor ve kendisi de viyolonselist olan İsmet İnönü tarafından sık sık ziyaret ediliyordu. Bir tanesi Edebiyat Öğretmeni Nejdet Sançar'dı. Balıkesir Lisesi Edebiyat Öğretmeniydi. Bir tanesi bendim: Boğaziçi Lisesi Edebiyat Öğret-meniydim. Bir tanesi Bedriye Atsız'dı. Erenköy Kız Lisesi Tarih Öğretmeniydi. Bunların dışında bir de tutuklanmayarak yalnız bakan-lık emrine alınan Reşide Sançar vardı ki o da Balıkesir Lisesi Fizik-Kimya Öğretmeniydi. Bu yedi öğretmene karşı yapılan muamele kıyıcılık değildir; normaldir. Ama bir öğretmen solcu olur da sol-culuk propagandasından veya ahlâksızlığından dolayı başka yere gönderilirse işte o zaman onun adı
Sayfa 294 - 295 Ötüken, Şubat 1969·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
19. asrın ilk yarısında birkaç kez nüfus sayımı girişimleri oldu Osmanlı Devleti'nin. Bu girişimlerin de çoğunda başarısız oldular. Meselâ Arnavutluk'ta insanların nüfus memurlarına nüfus tezkeresine yapıştırılacak pulun bedeline atıf yaparak "Bir kuruş değil bir lira verelim; kadınlarımızın, kızlarımızın adını yazmayın" dedikleri vakıdır. Onun için ilk nüfus tezkereleri yalnızca erkeklere dağıtılmıştır.
Mustafa Kemal'in corinne'e gönderdiği on birinci mektup
20 Temmuz 1915 Mürsil: Uzunköprü yolu ile Maydos Aziz Madam, Karargahımın katiplerinden Hulki Efendi'nin İstanbul'a seyahatinden faydalanarak size bu mektubu yazıyorum. Birkaç gün evvel içinde bazı latife sözleri bulacağınız bir kartpostal yollamıştım. Burada hayat o kadar sakin değil. Gece gündüz, her gün çeşitli toplardan atılan şarapneller ve diğer mermiler başlarımızın üstünde patlamaktan hali kalmıyor. Kurşunlar vızıldıyor ve bomba gürültüleri toplarınkine karışıyor. Gerçekten bir cehennem hayatı yaşıyoruz. Çok şükür, askerlerim pek cesur ve düşmandan daha mukavemetlidirler. Bundan başka hususi inançları, çok defa ölüme sevk eden emirlerimi yerine getirmelerini çok kolaylaştırıyor. Filhakika onlara göre iki semavi netice mümkün: Ya gazi ya da şehit olmak! Bu sonuncusu nedir bilir misiniz? Dosdoğru cennete gitmek Orada Allah'ın en güzel kadınları, hurileri onları karşılayacak ve ebediyen onların arzusuna tabii olacaklar. Yüce saadet. Sizin mantıki nasihatlerinizi beklerken, şimdiki hadiseler yüzünden kazandığım sert karakteri yumuşatacak romanları, etüt etmeye ve böylece, ümit ederim ki hayatın hoş ve iyi taraflarını hissedecek hale gelmeye karar verdim. Herkesi teshir eden sevimli ve nükteli konuşmanızdan en büyük zevki almak benim için imkansız olmasaydı, aşk duygularından ve kendisiyle nadiren fikirlerimin birleştiği bir insanın hayat görüşünden başka bir şey ilham etmeyen bir romanın tefrikalarını okumak ihtiyacını duymazdım. Fakat cereyan eden ve bana kısa bir müddet içinde bitecek gibi görünmeyen hadiseler beni, Hulki Efendi'ye birkaç roman ismi vermenizi rica etmek zorunda bırakıyor. Gidip satın alabilsin diye. Valideniz hanımefendiye ve pederiniz beyefendiye hürmetlerimi ve Matmazel
Sayfa 54·Kitabı okudu
Mustafa Kemal'den corinne'e dokuzuncu mektup..
17 mayıs 1915 Maydos Karargahı (Çanakkale) Aziz dostum, Son kartınız, Maydos'a Fethi'nin bir zarfı içinde geldi. Siz ki benim hayatımı takip etmekten memnun olmak istersiniz. Siz ki her şeyden haberiniz olduğunu iddia edersiniz. Nasıl oluyor da benim muharebe meydanında bulunduğumu öğrenmediniz? Bunun benim hatam olduğunu mu söylemek istiyorsunuz? Tabii, değil mi, cidden hayret ettiniz sanırım. Ben Maydos'ta bulunur, gece gündüz düşmanla savaşırım da aziz dostum Corinne bunu bilmez ve kartları ile mektuplarını bermutad Sofya'ya gönderir, bunları da benim yerime hep Fethi Bey alır. Vaziyet Çanakkale Boğazı'nda biraz buhranlı bir hal kesbedince, aziz dostunuz Nuri'nin eski mevkii olan Tekirdağ'a gidip orada bulunan bir fırkamızın kumandasını deruhte etmemi isteyen gayet müstacel bir telgraf aldım. Yeni dostlarıma! veda bile edemeden hemen Sofya'dan ayrıldım, Biliyorum ki bu benim tarafımdan bir nezaketsizlikti. Mısır'a gitmeden ve Kudüs'te istirahate karar vermeden sizde bir akşam yemeği yiyen ve size hararetle veda eden Nuri hiçbir zaman benim gibi hareket etmek istemez. Neyse 24 saatte Tekirdağ'da hazırdım ve bir fırka teşkili ile meşgul oldum. Sonra teşkil ettiğim fırka ile Maydos'a gitmek ve orada bulunan bütün kuvvetlerin kumandasını üstlenmek emrini aldım Bu kuvvetler Çanakkale Boğazı'nı müdafaa eden takriben iki topçu fırkasıydı. İki aydır buradayım ve Çanakkale Boğaza'nı, Müttefiklerin ihraç teşebbüsünde bulunan donanmalarına ve kuvvetlerine karşı müdafaa ediyorum. Bu ana kadar, aziz Corinne, hep muvaffak oldum ve ayı yerde kalırsam, kuvvetle ümit ediyorum ki daima da muvaffak olacağım. Burada benim ismimin duyulmamasına hayret etmemeli, çünkü ben mühim bir muharebenin kahramanı
Sayfa 50·Kitabı okudu
Mustafa Kemal, corinne ile tanışıyor..
1909 yılında, Ömer Lütfü ile Corinne hummalı bir evlilik hazırlığı içindeyken, Ömer Lütfü'nün okuldaki yakın arkadaşlarından Mustafa Kemal, Harekat Ordusu kurmay başkanı olarak Selanik'ten İstanbul'a hareket eder. 19 nisan 1909 günü Yeşilköy'e varan ordunun genç kurmay başkanını, Ömer Lütfü Bey, şehirde asayiş sağlanır sağlanmaz nişanlısı Corinne ve ailesiyle tanıştırır. Mustafa Kemal İstanbul'da kaldığı bir aylık süre zarfında Corinne'in düzenlediği cumartesi toplantılarına ancak iki kez katılabilir.
Sayfa 31·Kitabı okudu