Amaca giden her yol mübah mı?
7/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Yine yüzyüze kitap kulübümüz etkinliği için seçilmiş bir roman. Tabii bu uzun öyküye ne kadar roman denir tartışılır. Yazar, Mısır'daki 1952 Devrimi ertesinde halkın yaşamında hiçbir şey değişmediğini gösterdiği bir platform üzerinde, sürükleyici bir öykü sunuyor; merak duygusunu son sayfaya kadar canlı tutuyor.
Hırsız ve KöpeklerNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2020820 okunma
10/10
·360 syf.··
2026 4. kitabı
·
71 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 16:52
Mario Vargas Llosa’dan gerçek ile kurguyu mükemmel bir şekilde sentezleyerek yazılan bir baş yapıt daha. Roman, 1954 Guatemala darbesini, öncesini ve sonrasını merkeze alarak Latin Amerika’nın Soğuk Savaş trajedisini ustalıkla işliyor. Tarihi gerçeklerle kurguyu harmanlayan eser, bireysel dramlar üzerinden büyük siyasi oyunları anlatıyor. Ama her zamanki LLOSA ustalığıyla düz bir çizgide gitmeyen, geriye dönüşlerle ve ileriye gidişlerle anlatılan, LLOSA’ya özgü aynı paragrafta iki farklı zamanda geçen olayı aynı kişilerin ağzından aktardığı muazzam bir eser. Romanın konusuna gelecek olursak: 1944’te başlayan “On Yıllık Bahar” devrimi, Arévalo ve Árbenz yönetiminde sosyal reformlarla umut yarattı. Árbenz’in 1952 Toprak Reformu (Decree 900), kullanılmayan büyük arazileri topraksız köylülere dağıttı ve ülkeyi modernleştirdi. Ancak 1954 CIA destekli darbeyle Castillo Armas iktidara geldi; reformlar iptal edildi, muhalifler ezildi. Onun 1957 suikastından sonra Guatemala, uzun askeri diktatörlükler ve iç savaşa (1960-1996, ~200.000 ölüm) sürüklendi. Operation PBSUCCESS kapsamında CIA, Árbenz’i “komünist tehdit” diye göstererek psikolojik savaş, propaganda ve Castillo Armas’ın küçük isyancı grubunu destekledi. Darbe kan dökmeden başarıldı ama sonrasında binlerce insan tutuklandı, işkence gördü veya öldürüldü. Vargas Llosa, yalan ve propagandanın gerçekliği nasıl şekillendirdiğini vurgular. Tüm bunların tetikleyicisi ve kurgusu da, Guatemala’da devasa arazilere sahip olan ABD merkezli United Fruit şirketiydi. Toprak Reformuyla Guatemala’da vergiye tabi tutuldu, elde ettiği müthiş kar ve ayrıcalıklar törpülendi. Bunun üzerine büyük başarıyla yürüttükleri lobi faaliyetleri ile (Dulles kardeşler bağlantıları) darbeyi tetiklediler. Bu aynı zamanda yabancı sermayenin devletleri
Zor ZamanlarMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 202487 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·91 syf.·
Beğendi
·
2025 72. kitabı
#karnakkafe Nobel ödüllü Necib Mahfuz'dan okuduğum ikinci eser. İnce olmasına rağmen derinlikli bir kitap. Çünkü yazar, Mısır'ın tarihine ışık tutarken 1952 Devrimi ile 1967 Arap - İsrail Savaşının toplum üzerindeki yıkıcı etkisinin yanı sıra bireylerin düşüncelerini, duygularını ve aşklarını da ele alıyor. Ve tüm bunlar tek mekanda geçiyor. Kahire'de çok dikkat çekmeyen ve eskiden dansöz mesleğini icra eden Kurunfula'nın sahip olduğu bir kafe. Toplumun farklı kesimlerinden ve çeşitli yaş gruplarından kişilerin yolları bu mekanda kesişiyor ve olaylar bu bireyler üzerinden anlatılıyor. Anlatıcının ismi belirtilmediği için yazarın bizzat kendisi olduğunu düşündüm. Hikâye, anlatıcının bu kafeyi tesadüfen keşfetmesi ve oranın müdavimlerinden biri haline gelmesi ile başlıyor. Kafe, bir mekan olmanın ötesinde bir yuva, her müdavim de o yuvanın bir ferdidir. Anlatıcı ile bu aileye mensup bireylerin hayatlarını öğreniyoruz. Özellikle de devrimi destekleyen ve kendilerini "devrim çocukları" olarak tanımlayan gençlerin değişen hayatlarını. Sürekli bir şeylerle itham edilen, işkence gören, suçsuzlukları kanıtlanınca serbest bırakılan bu gençler, psikolojilerini ve yaşadıklarını bizzat kendileri anlatıyor. Bir kadın olarak Zeynep Diyab'in yaşadıkları çok ağır. Ve etkilenmemek elde değil. Olayların toplum üzerindeki etkisi sürerken, tesadüfen bir gün Karnak Kafe’ye yolu düşen, o ailenin bir parçası haline gelen öyle bir isim var ki... O kişiyi kafenin müdavimi yapmayı bırak kapıdan içeri sokmazdım, deyip burada bitireyim. Verilen mesajların yanı sıra insanı yormayan akıcı dilinden dolayı severek okudum. 2026 yılında da Necib Mahfuz'un eserlerini okumaya devam edeceğim. Beni çok etkileyen bu kitabı umarım sizler de beğenirsiniz. Ve yazımı bitirirken son olarak #okursaniyiolur
Karnak KafeNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2015471 okunma
7/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 1009. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2025 00:32
GÜZ YILGINLIĞI (Roman) Necib Mahfuz 1911–2006 yılları arasında yaşamış, Nobel Edebiyat Ödüllü Mısırlı yazar Necib Mahfuz’un düşünce dünyasını daha iyi anlamak için eserlerini okumaya onun kısa bir romanı olan Güz Yılgınlığı kitabıyla devam ediyoruz. Roman boyunca, 1952 Hür Subaylar Devrimi sonrasında Mısır’ın siyasal yapısı tamamen değişirken, eski rejimle birlikte var olmuş bir bürokrat olan İsa’nın yaşamının hızla çöküşünü ve kendisiyle hesaplaşmasını anlatır. Güz zaten çöküşün sembolüdür. İsa’nın hayatındaki çöküşün, yılgınlığın ve yalnızlığın sembolüne dönüşür. İsa, devrimden önce güçlü bağlantıları olan, ayrıcalıklı, sistemin nimetlerinden faydalanan bir devlet görevlisidir. Hatta bakan olmayı bekleyen biridir. Devrimden sonra yeni rejim “eski düzen adamlarını” tasfiye etmeye başlar. İsa da bir anda işsiz kalırarak hem makamını, hem toplumdaki konumunu, hem de kimliğinin dayandığı tüm dayanaklarını kaybeder. Adeta sonbaharını yaşar. İsa bir anda boşluğa düşer. Toplumdaki yön değişimi karşısında kendini tehlikede görür ve fazlalık gibi hisseder. Kendisiyle ve Mısırla ilgili derin iç sorgulamalara girer. Evlenmeyi düşündüğü kadın Selve ile olan nişanlılık ilişkisi de bozulur, ekonomik sıkıntılar başlar. İsa toplumdan kopuk, amaçsız bir adam olmaya başlar. Selve ve babasının asıl bağlandıkları şey ise İsa’nın ikbaliydi zira. İsa bu pisikoloji ile amaçsız dolaşırken sokakta tesadüfen karşılaştığı genç bir kadın Riri hayatına girer. Bu genç kadın yeni toplumun dinamizmini, eski düzenle bağı olmayan bir bakış açısını, daha pratik ve hayatta kalmayı bilen kuşağı temsil eder. Kadın, İsa’ya ilgi gösterir; fakat bu ilişki onun iç karmaşasını çözmeye yetmez. İsa kendini ne eski dünyaya ait hisseder, ne de yeni dünyaya. Zira yeni yöneticilerle içli dışlı olan kuzeni
Güz YılgınlığıNecib Mahfuz · Kuraldışı · 201339 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 1007. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2025 23:13
ZAMANIN HÜKMÜ (Roman) Necib Mahfuz 1911–2006 yılları arasında yaşamış, Nobel Edebiyat Ödüllü Mısırlı yazar Necib Mahfuz’un düşünce dünyasını daha iyi anlamak için eserlerini okumaya, bir ailenin zaman karşısında yaşadığı trajediyi anlatan Zamanın Hükmü romanıyla devam ediyoruz. Roman, bizim yaş grubumuzun çok iyi bildiği bir kareyle başlar: Anne, baba ve çocukların bir vesileyle çektirdikleri, evlerin duvarlarında yıllarca aynı yerde asılı kalan o mutlu aile fotoğrafı. Öyküsü şöyle: Hamid Burhan (Baba) ve Saniye el-Mehdi (Anne), çocukları Kevser, Muhammed ve Münire’yle birlikte 1932 yılında Kahire’deki Kanatir Bahçeleri’ne yaptıkları gezi sırasında bir fotoğraf çektirirler. Fotoğraf, mutluluğun âdeta resmi gibidir. Anne ve baba henüz gençtir; çocuklar ise hayatın acılarıyla henüz tanışmamış, mutluluktan taşacak gibidirler. Bu fotoğraftaki mutluluğun geleceklerinde de süreceğine dair bir inançları vardır. Fakat zamanın, onların ve dolaylı olarak Mısır’ın üzerine hazırladığı başka bir gelecek vardır. Romanda zaman, bir aktör gibi anlatılır ki bu, gerçeküstücü bir tavırdır aslında. Gelecek, beklentilerden çok uzak bir noktada karşılarına çıkar. Necib Mahfuz bu romanda, bir ailenin üç nesil süren hikâyesini aktarırken, arka planda da Mısır’ın yirminci yüzyılda geçirdiği büyük değişimleri, devrimleri ve tarihsel kırılmalarını betimler. Romanda kısaca; • Mısır’daki demokrasi denemeleri, • II. Dünya Savaşı’nın sonuçları, • 1952 Temmuz Devrimi, • 1967 Haziran Savaşı, • Vafd Hareketi, • Müslüman Kardeşler, • Ekonomik sorunlar, • Camp David Mutabakatı, • İsrail’le ilişkiler gibi gelişmelerin yarattığı politik ve toplumsal çalkantılara paralel olarak, aile bireylerinde meydana gelen değişimler, dönüşümler, dramlar, ihanetler, trajediler, darılmalar, kavgalar ve
Zamanın HükmüNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi · 2019257 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 47. kitabı
Mısırlı yazar Necib Mahfuz’un en önemli eserlerinden biri olan Hırsız ve Köpekler, hapisten yeni çıkan ve kendisini oraya gönderenlerden intikam almaya kararlı bir hırsız olan Said Mahran’ın hikâyesini anlatır. 1961’de yayımlanan roman, Said’in umutsuzluğunu, Mısır’daki devrim sonrası ortaya çıkan yeni düzene ve yozlaşmaya duyduğu hayal kırıklığını yansıtır. Çünkü Said yalnızca bir hırsız değil, ideallerinden uzaklaşmış bir devrimcidir. Roman, Mısır’da film ve televizyon dizisi olarak da uyarlanmıştır ve Arap edebiyatında bilinç akışı tekniğini kullanan ilk örneklerden biri olarak kabul edilir. En yakınlarının ihanetine uğrayıp hapse düşen Said, özgürlüğüne kavuştuğunda hem geçmişin hem de vicdanının yükünü taşır. Adaleti sağlamak ve düşmanlarını ortadan kaldırmak için çıktığı bu yol, giderek onun iç hesaplaşmasına dönüşür. Nobel Edebiyat Ödüllü Mahfuz, bu eserinde 1952 Mısır Devrimi sonrasında yaşadığı hayal kırıklığını, devrimle gelen umutların bireysel çıkarlar karşısında nasıl yok olduğunu sembolik bir anlatımla işler. Değişen değerler, yozlaşan idealler ve insanın kendi içindeki ikiyüzlülük romanın merkezindedir. Kısa ama yoğun bu eser, yalnızca 120 sayfada büyük bir ruhsal çöküşü ve toplumsal dönüşümü yansıtır. Mahfuz, bu eseri kaleme alırken 1960’larda Mısır’da ün salmış hırsız Mahmud Emin Süleyman’dan esinlenmiştir. “Bu olay patlak verince,” der yazar, “düşüncelerimi ifade etmek için onu bir araç olarak seçtim.” sözleriyle açıklar. Romanın Türkçe çevirisi Avi Pardo tarafından yapılmıştır. Zaman zaman kahramanın iç sesiyle ilerleyen anlatım, italik bölümlerle verilmiş iç monologlarla zenginleşir. Mahfuz, romanda yalnızca bir suçlunun intikam hikâyesini değil, devrimden sonra insanın kendi ideallerine yabancılaşmasını anlatır. Said Mahran, hem kişisel hem
Hırsız ve KöpeklerNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2020820 okunma