“Tugay,” dedim sert bir sesle kolumu ondan kurtararak.”O hücrede sana yemek veriyorlar mı?”
“Hayır.”
“Su?”
“Sınırlı ölçüde.”
“Gece gökyüzü izni?”
“Asla.”
Dişlerimi sıktım.”Yapayalnızsın,” dedim kısık sesle.”Orada insan delirir.”
“Delirmem.” diyerek başını iki yana salladı.”Kağıtlarım var,senin verdiğin.”