“O iş aslında öyle değildi ama hiç uzatmadım.
Peki dedim, hayatımın ‘peki’ makamındayım.
Olana, bitene, gelene, gidene, kalana, ölene… Peki.”
İnsan bazen haksızlığa uğrar, bazen yanlış anlaşılır, bazen içini anlatmak ister ama anlatmaz; çünkü bilir ki bazı şeylerin açıklaması yoktur. Zamana bıraksan yorar, üzerine konuşsan tüketir, kavga etsen ruhunu yıpratır. Bu yüzden bir yerden sonra, haklı çıkmaktan vazgeçip huzurlu kalmayı seçersin.
“Peki” demek yenilmek değildir; yorgunluğunu kabul etmektir. Her şeyi kontrol edemeyeceğini, insanları değiştiremeyeceğini, bazılarının da olduğu gibi kalacağını anlamaktır. Gelen gelir, giden gider… Zorlayan, kalan, kıran, iyileştiren… Hepsi hayatın bir parçasıdır. Sen sadece olgunlaşırsın.
Ve bir gün dönüp bakarsın:
Savaşmayı bıraktığın yerde büyümüşsün, susmayı seçtiğin yerde güçlenmişsin, “peki” dediğin yerde aslında kendini korumuşsun.
İşte bu yüzden bazen en büyük direniş, hiçbir şey için yorulmamayı seçmektir.