Dokunamadığın bir sıcaklığın avuçlarında bıraktığı bir izdir özlemek. Rüzgarın yönünü değiştiren bir anı gibi ansızın yüzüne çarpar. Ne günün ışığına bağlıdır, ne gecenin sessizliğine. Özlemek çok derin duygudur…
Onun kokusunu, sesini, tenini, varlığını, yokluğunu, onunla geçirdiğin her anı, her saniyeyi. En çokta onunla geçirdiğin mevsimleri…
En önemliside özlendiğini bilerek özlemektir.
Bütün saatler aynı an’a takılır, onunla arandaki mesafe bazen bir nefes kadar yakın, bazen evrenin kırılmış uçları kadar uzak gelir.
Kokusu aslında hep burnunun ucundadır, hep orda saklanır.
Ve özlemek kalbine yer açana duyulur…