İnsanlar, temel varoluş kaygılarını aşabilmek için, büyülü, gizemli ya da fantastik dünyalar yaratırlar. Bu hayali dünyalar/değerler, birçok insan için birer sığınak olur. Oysa sosyoloji, hayatın büyüsünü bozan bir bilim olmuştur.
Kendi kanunları ve özgürlükleri altında yaşamaya alışmış yeni devletler fethedildiğinde, onları tutabilmek için üç yol vardır: ilki, onu yok etmektir; ikincisi, bizzat oraya gidip yerleşmek; üçüncüsü, halktan sana dostluğunu sürdürecek olan birkaç kişiye yönetimi emanet ederek onları vergiye bağlamakla yetinip kendi kanunları altında yaşamalarına izin vermek.
Uğruna yıllarca çaba sarf ettiğimiz, elde etmek için küçük bir engelle karşılaştığımızda ağlayıp sızladığımız, ulaşmak için nice oyunlara başvurduğumuz, uğruna belki de nice insanı harcamayı göze aldığımız şeylerin varlığı ya da yokluğu, ölüm karşısında yaşamın genel gidişatına etkisi olmayan basit ayrıntılara dönüşür.
Sayfa 239 - Felsefeciler derneği yayınları·Kitabı okudu