Bu beş lirayla pekâlâ karnımı doyurabilir, ısınabilir, giyilebilir, dünyanın parasız olan bütün nimetlerinden faydalanabilirim. Gökyüzünün parlaklığı, denizin mavisi, ağaçları yeşili, topragin sıcaklığı, sularım sesi, havada uçan kuşlar, rüzgarın getirdiği çiçek kokuları... Nasıl vazgeçerim bunlardan? Hayır, ölmek istemiyorum...
"Taş yaptırdınız mı?"
"Hayır, mezarının etrafı çiçek satılı pişmanlıktan ibarettir. Fakat onu memnun edecek bir şey yaptım."
"Ne yaptınız?"
Sanatkar sıkıldı, sustu. Sonra dedi ki:
"Fukara çalgıcılar için bir yardim sandığı tesis ediyorum. Üç miluo tahsisatı bir müessese yapılacak. Oraya elli yaşından sonra her fukara mızıkacı dahil olabilir. Bunlardan bir heyet her pazar sırayla babamın mezarında onun 'Kubbede bıraktığı hoş sada'yı çalacaklar..."
"Sermet Bey, sen yine hastalanacaksın, üstüne bir şey gitsene..." dedi. "Ne giyeyim" diyemedi, gülerek "Giyerim beyim," dedi; ama çocuk bu yoksulluğu bütün korkunçluğuyla anlamış, bir saniye önce dikkatsizlikle ağzından çıkan sözden utanarak gözlerinin akına kadar kızarmıştı.