İslam felsefesinin en orijinal tarafı, onun mysticisme'idir. İslam medeniyeti ancak "sufilik" görüşü içinde ince, sanatkarane ve derin bir vasıf kazanmıştır.
İslam coğrafyası yine ilk devresinde Ptolemee'nin taklidi ile başlamış, fakat az zaman zarfında çok geniş bir sahada inkişaf etmiştir. En eski Arap coğrafyacıları Yakubi ve İbn Hurdapbe'dir. Fakat asıl klasik addedilebilecek eserleri idrisi ve Ebülfeda vücuda getirdiler. idrisi Nüzhetü 'l-Müştak'ında ve Ebü'l-feda, Takvimü'l-Büldan'ında İslam coğrafyasının esaslarını kurdular. Bu eserler garp alimleri arasında çok tanınmıştır.
İslam medeniyetinde tarihin en büyük müessisleri Araplardır. Diğer milletler tarihi teliflerinde onları numune gibi almış ve takip etmişlerdir. Arapların kabile teşkilatları 'nesep' ve 'şecere'ye fazla kıymet verdiği için hatıraların tespiti ve vakanüvislik onlarda Türkler ve Acemlerden daha çok inkişaf etmişti.
Türkler sabit bir şekil ve bir vahdet olan İslam medeniyetine kendi hususi renklerini katmamışlar; fakat kendi cemiyetleri ve içtimai şartları içerisinde İslamiyete yeni bir şekil ve mana vermişlerdir.