müteneffir

müteneffir
@1HaticeNur
Lisans
2068 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·100 syf.·
2023 12. kitabı
Taşı taşırmak.. Ahmet Murat'ın penceresinden bizlere sunulan çok latif bir süleymaniye risalesi... Öylesine yazılıvermiş bir eser değil, sayfa sayısının az olması sizi yanıltmasın, dolu dolu bir kitap. Taşı taşırmak'tan benim anladığım maddeden taşan maneviyat/uhreviyet... Süleymaniye'ye hiç gitmeyen biri olarak madde yönüyle birlikte mânâ yönünün ağır bastığı Süleymaniye'ye gidip görmüş gibi oldum diyebilirim. Ahmet Murat'ın dediği gibi: "Süleymaniye denilen bu beden, bütün iriliğine ve gösterişine rağmen, tamamen manevi ilkeler ve istençlerle donandığı için bizde maddi olmaktan ziyade, manevi çağrışımlara yol açar." Camiiler insanın ruhunu besleyen, içini ferahlatan mekanlardır. Dışarıdaki karmaşanın etkisiyle bunalan sıkılan bedenimizi ve ruhumuzu camii içinde (görmesek de) hissettiğimiz uhrevî bir hava bizi kucaklar. Sükûnetin göbeğinde buluruz kendimizi. İbadet ettiğimiz yerler olmaklığı itibariyle de mekanın ötesinde bir yere koyarız camiileri. Bayram günlerinde ilk camii'ye koşulur, ramazanda teravih ile birlikte daha çok iştirak edilir, farz namazlarda cemaat olmanın güzelliğini ve canlılığını orada hissederiz ve benimseriz. Bir umut yeşerir içerimizde. İnsanı köle gibi kullanan, hakir gören ve dahi egosunu besleyen sistemin içinde ümmet olmaklığımızla yeşeren bir umut... Mimar Sinan'ın Süleymaniye'yi inşa etmekle oraya gitme ve ulaşma çileciliğini içeren bir seyr ü süluk tasarımına sahip olduğunu belirtiyor Ahmet Murat. Süleymaniye'ye gitmek için yürümek, merdivenlerden tırmanmak, dar geçitleri aşmak... Hemen ulaşılabilen bir yer olmaktan ziyade çaba gerektirmesi bakımından önemi haiz bir yerde durması bir önceki cümleyi açıklar niteliktedir. Süleymaniye'yi madde ve mana yönüyle birlikte birçok kavramla da ilişkilendirerek zenginleştirmiş yazarımız. Şiir,
1000Kitap
Taşı TaşırmakAhmet Murat · Ketebe Yayınları · 2023466 okunma
Reklam
Puan vermedi·200 syf.·
2022 38. kitabı
Kim bilir inceleme boyunca kaç cümlemi yazıp sileceğim.? Buna rağmen bu işe kalkışıyorum çünkü etkinliğe katıldım. Zaten uzun süredir inceleme yazmıyordum iyi de oldu. Sadede gelelim. İsmet Özel'in bu kitabı 200 sahifeden oluşup sarih bir dil ile yazılmış ve bizlere sunulmuş bir değer. İsminden anlaşılacağı gibi "türk" kelimesi üzerine açıklamalara yer vermiş şair. Türk kimdir? Hakkındaki düşüncelerini dile getirmiş. Açıkçası kafamdaki bazı soru işaretlerine cevap niteliğinde oldu bu kitap. Şairi anlamak için kitaplarını okumak lazım gelir. Ben de öyle yapıyorum. Faydası da oluyor. İsmet Özel'e ırkçı diyenler hangi bağlamda ırkçı diyorlar ve o şekilde tanımlıyorlar anlamış değilim. Bu ya cahillikten ileri gelir yahut art niyetten diye düşünmeden edemiyorum. Bu konuda aklında soru işareti olanlar için gayet uygun, okunası bir kitap. Lakin gerçekten anlamak için okumak lazım. Ben okuduklarımla gördüklerimi harmanlayıp bir tefekkür vesilesi edinmeye çalışıyorum kendimce. Benim de derdim bu. Anlamak, anlamlandırmak, doğruyu yanlıştan ayıklayıp hayatıma yön vermek... Bir de İsmet Özel'in sadece laf ebeliği yaptığını falan düşünenler var. Buna gülünür ve dikkate bile alınmaz. Şahsen ben öyle yapıyorum. Kendine önemli meseleleri dert edinip bunun üzerine çabalayan biri için sadece laf ebeliğini yaptığını düşünmek en hafif tabirle ayıp. Türkiye'de birçoklarının söylemeye cesaret edemediği hususları, meseleleri kendine dert edinip gündemi haline getiriyor. Bundan alâ ne ola.. Bu kitap da yine gündeminde olan hususları derlediği ve muntazam cümlelerle cem ettiği bir kitap olmuş diyebiliriz. Kendi gündemini oluşturması azımsanacak bir husus değil bu arada. Son olarak: Allah İsmet Özel'den razı olsun.
1000Kitap
Kalın Türkİsmet Özel · Tiyo Yayınları · 2019758 okunma
10/10
·174 syf.·
2021 82. kitabı
Öncelikle kitabı okumama ve inceleme yazmama vesile olan kerhenime teşekkürlerimi sunuyorum. Kitap okurken inceleme yazıp yazmayacağım kendini belli ediyor aslında. Çünkü kafamda kelimelerin ve cümlelerin şekillendiğini hissediyorum. Birkaç hususa dâir cümle kurduktan sonra gerisi gelir diye ümid ederek yazmaya koyuluyorum. Neyse... Önce biraz müellif'ten bahsetmek istiyorum. Adanalı Yusuf Samih Asmaî.. Kendi kaleminden onu bu şekilde tanımak en doğrusu. Asmaî mahlasının nereden mülhem olduğuna dair: "...kendisinin Türkçe muallimliğini, Arapça mütercimliğini, Fransızca, İtalyanca, İngilizce tekellüm ettiğini zikredersek, mahlasının meşhur dilci Asmaî'den mülhem olduğu kabule şayandır." Asmaî mahlaslı müellif birçok Avrupa şehrini gezmiş, seyahatte bulunmuş, bulunduğu yerlere dair teferruatlı bilgiler de vermiştir. Ve kendisini Mısır'da hizmete sevk etmiştir. Mısırdaki yaşantısına dair biraz ayrıntılı malumatı "Mısırda bir Türk Milliyetçisi" başlıklı yazıdan aynen aktarmak niyetindeyim: "Mısır'ın siyasi-ictimaî ve sair tüm cihetleriyle çok hareketli olduğu bir zamanda telif-tercüme, Türkçe-Arapça eserleriyle arzı endam eyleyen Adanalı Asmaî'nin, Mısır'ın ulema, udeba taifesinden birçoklarıyla münasebettar olduğu vakidir..." Kitap nedir, ne değildir biraz da ondan bahsetmek istiyorum. Yazımızın elimizden alınmasının arefesinde Mısır'da yazılıp yayımlanan bu eserin bir tarafı latinize edilmiş, bir tarafı Osmanlı türkçesiyle (aslî yazımızla) neşredilerek bizlere adeta altın tabakta ballı lokma tadıyla sunulmuştur. Takriz kısmında Lütfi Özaydın hocanın da dediği gibi: "Bu kitap, bizim milli varlığımızın neye tekabül ettiğini farketmiş olan düşmanlarımızın niyetlerini bize ihsas ve izah ediyor." Aslî yazımızın ehemmiyetini ilk olarak Lütfi hoca'nın kitabında
1000Kitap
YazımızAsmai Yusuf Samih · Tiyo Yayınları · 201422 okunma
Puan vermedi·312 syf.·
2021 56. kitabı
Cümleten selâmun aleyküm. Bu incelemenin kendimi geliştirmeye katkısı olması ve sizlere incelemesini yapacağım kitapla alakalı bir bakış açısı kazandırabilmek niyetiyle yazdığımı belirtmek istiyorum, o halde bismillah :) Öncelikle kitap içeriği hakkında birkaç söz söylemek niyetindeyim.. Daha sonra kitapta geçen birkaç konuya değinerek incelememi sonlandıracağım biiznillah. Kitapta Ebubekir hoca islam konusuna dair çeşitli meselelere kısa yazılarla değinmiş. Başlıca konu modern çağ ve islam tabii ki. Modern çağın meseleleri ve bu meseleler üzerine konuşulan konular ilgimi celbediyor, bu kitap da benim için tam isabet oldu. Bu çerçeve etrafında yazılan yazılar düşünce dünyamıza katkı sağlamakta, kafamızdaki soru işaretlerine temelli ve tatmin edici cevaplar vermekte ve en önemlisi bunu ehli sünnet çizgisinde yapmakta oluşudur... Değinmek istediğim ilk konu fıtrat üzerine olacak. Nitekim insan islam fıtratı üzerine doğar ve bu doğrultuda islam fıtrattır dememiz doğru olur. Ebubekir hoca syf.240'da şöyle diyor: "...islam sadece insanların dünya ve ahiret mutluluğunu temin eden bir inanç ve ibadetler bütünü değil, aynı zamanda bütün varlığa ve kâinata hakim olan yaratılış yasasının, tabii durumun ve aslî tutumun adıdır." bu noktada islamı sadece inanç ve ibadetler bütünü kalıpları içinde değerlendirmemiz doğru olmaz. Syf.242'de ise "insan hayatını yönlendiren değer yargıları, ancak fıtrata uygun olarak şekillendigi zaman insana uygun bir anlam ifade eder." aksi takdirde insan fıtrattan uzaklaştığı zaman ve dahi fıtrata kafa tuttuğu zaman hakikat ve doğrudan da uzaklaşmış oluyor. Değinmek istediğim başka bir konu: ehli sünnet çizgisinden sapmış zevatın, mealcilerin, hadis inkarcılarının altı boş, kof sözleri ve kendince yorumlamaları. Syf.163'te "bir kısım zevat, islamî
Din
İslam ve Modern Çağ - Cilt 1Ebubekir Sifil · Rıhle Kitap Yayınları · 201494 okunma
10/10
·160 syf.·
2021 16. kitabı
Ayşe ablayı nerede gördüm, hangi vesileyle tanıdım hatırlamıyorum. Ama tanıyınca kitabını okumak için içimde müthiş bir istek uyandı. Beraberinde kitabın okunması için tertib ettiğimiz etkinlik de etkili oldu.. Naçizane tavsiyem kitabı okumadan önce Ayşe abla'nın hayatını araştırın.. Ayşe Şasa'nın hayatı tam anlamıyla sürekli bir arayış içinde, kendini tanıma çabasıyla geçmiş. Nihayetinde doğru yolu bularak huzura kavuşmuş.. İçinde bulunduğu hayata bakacak olursak geleceği de aynı akıbette olabilirdi diyebilirsiniz, lakin o hayatı benimsememiş ayşe abla. Ama hayatının farklı dönemlerinde farklı yollara sapmış tabii. Ancak doğruyu idrak edince yaşadığı çevreden uzaklaşarak tam tersi bir akıbete doğru âdeta dümeni çevirerek yolunu değiştirmeye meyletmiş. Etmeseydi belki yine o çevre içinde hapsolup kalırdı, kim bilir.. İçinde bulunduğu çevre şöyle: avrupai hayat tarzını benimsemiş, yaşamını ona göre tayin etmiş ve etmekte olan bir çevre. Bu çevrede batı ve avrupa büyük önem arz ediyor. Batı ne yaparsa örnek almak, avrupai yaşam tarzını hevesle kendilerine sirayet etmek.. dünyalık yaşamak da diyebiliriz bence. Böyle bir yaşam beraberinde şefkatsizlik, merhametsizlik gibi maneviyattan uzak şeyleri beraberinde getirir pek tabii. Çocukluğunda yaşadığı anların çok büyük etkisi oluyor hayatında. Bu noktada ona en çok şefkat ve merhamet gösteren anneannesi oluyor... Nuri Pakdil: "boynumuz ağrıdı batıya bakmaktan..." der, bu sözün doğruluğunu kitabı okuyunca daha bir kavradım. Çünkü Ayşe Şasa'nın bulunduğu çevre batı'ya bakmaktan kendini göremez olmuş.. Batıya özentilik bizim kendimizi, kendi medeniyetimizi, islamı görmemizi sağlayan yönlerimizi köreltti. Oysa insanlığın İslam'a , İslami yaşayışa, Kur'an ve sünnete göre hayat sürmeye ihtiyacı var. İnsanlık İslam'a muhtaç..
Bir Ruh MacerasıAyşe Şasa · Timaş Yayınları · 20223,015 okunma
Reklam