Zünüvas'ın Hükümdarlığı
Himyer ve Yemen kabileleri onun hükmü altında toplandı.Himyer hükümdarlarının sonuncusudur. Uhdûd sahibi de odur.Kendisine Yûsuf adını verdi ve bir süre hükümdarlığını sürdürdü.
Derken Zünüvâs askerleri ile üzerlerine yürüdü. Onları Yahudiliği kabule çağırdı. Onları Yahudiliği kabul etmek ile öldürülmek arasında seçime zorladı. Onlar(Mü'minler )da öldürülmeyi seçtiler.
Bunun üzerine kendisi onlara Uhdûd denilen hendekleri kazdı. Kimilerini ateşte yaktı, kimilerini kılıçla biçti.Onların organlarını vücutlarından ayırdı, onlardan yaklaşık yirmi bin kişi öldürdü.
İşte Zünüvâs ve askerleri hakkında şanı yüce Allah, Resûl'ü Efendimiz Muhammed'in (sas) üzerine:
"Tutuşturulmuş ateş hendek sahiplerine lanet olsun. O zaman onlar o ateşin etrafında oturuyorlar ve mü'minlere yaptıkları şeyleri görüyorlardı.Onların bunlardan intikam almalarının tek sebebi hükmüne karşı konulamayan (aziz) ve her övgüye layık (hamid) olan Allah'a iman etmiş olmalarıydı."
(Burûc, 85/4-8) buyruklarını indirdi.
İbn İshak dedi ki: Tübbān ve kavmi putları olan ve onlara ibadet eden kimselerdi. Yemen'e giderken yolu üzerindeki Mekke'ye yöneldi. Nihayet Usfan ile Emec arasında bir yerdeyken Hüzeyl b. Müdrike b. İlyas b. Mudar b. Nizar b. Mead'dan bir topluluk ona gelerek: Ey hükümdar! Biz sana senden önceki hükümdarların fark etmediği pek yoğun malın bulunduğu bir evi gösterelim mi? Orada inci, zumrüt, yakut, altın ve gümüş bulunuyor, dedi.
0: Elbette gösterin, deyince onlar: Bu Mekke'de, Mekke halkının kendisine ibadet ettikleri ve yanında namaz kıldıkları bir evdir, dediler. Hüzeylliler bu yolla onun helak olmasından başka bir şey istememişlerdi. Çünkü onlar bu eve zarar vermek isteyen ve bu evin civarında haddi aşan kimselerin helak olduğunu çok iyi biliyorlardı. Onların dedikleri dolayısıyla bu sefer o iki Yahudi âlimine haber gönderdi ve her ikisine de buna dair soru sorunca ona şu cevabı verdiler: Sana bunu söyleyenler senin helak olmandan ve askerlerinin telef olmasından başka bir maksat gütmemişlerdir. Bizler Allah'ın yeryüzünde bundan başka kendisi için bir ev edinmiş olduğunu bilmiyoruz. Şayet onların istediklerini yapacak olursan sen de seninle beraber olanlar da birlikte helak olacaksınız.
Resûlullah (sas) da şöyle buyurmuştur: "Ben Tübba'nın lanet olunan biri olup olmadığını bilmiyorum. "252] Yine ondan (sas): "Tübba'ya sövmeyin. Çünkü o mü'mindi." buyurduğu da rivayet edilmiştir. [253] Bu son hadis sahih ise şüphesiz ki ona Tübba'nın durumunun bildirilmesinden sonra onu söylemiştir.
✓Ebû Davud ,4674 -Elbani sahihtir, demiştir.
İbn İshak dedi ki: Adī b. Neccâroğulları'ndan Ahmer adında bir adam Tüb ba'nın şehirlerine konakladığı esnada arkadaşlarından bir adamın üzerine hücum edip onu öldürmüştü. Buna sebep onun kendisine ait bir hurma ağacının hurmasını dermekte olduğunu görmesiydi. Derhal elindeki orağıyla ona vurup öldürdü ve: Hurma ancak onu (ağacını) aşılayıp bakan kimseye aittir, dedi. Bu Tübba'nın onlara karşı öfkesini daha da artırdığından birbirleriyle savaşa tutuştular. Ensârın iddia ettiğine göre gündüzün onunla savaşmakla birlikte geceleyin misafir olarak onu ağırlarlardı. Onların bu yaptıkları onun hoşuna gider ve kendisi de: Allah'a yemin olsun ki bizim bu kavmimiz (bizimle savaşan ensar) çok kerem sahibi insanlardır, derdi.
Tübba bu şekilde onlarla savaşmaktayken Kurayzaoğulları'ndan Yahudi hahamlarından iki haham/âlim ona geldi. Kurayza, Nadîr, Neccâm ve Amr -ki o Hedl'dir- Hazrec b. Sarih b. Tevmân b. Sibt b. Yesa' b. Sa'd b. Lâvi b. Hayr b. Neccâm b. Tenhûm b. Âzer b. İzrâ b. Hârûn b. İmrân b. Yashur b Kâhes b. Lâvì b. Ya'kūb -ki o İsrail'dir- b. İshak b. Ya'kûb b. Halilurrahman'ın Allah hepsine salât eylesin- oğullarıdır.
✓Gelen iki alim ilimde oldukça derinleşmiş kimselerdi. Onun (Tübba'nın) Medine'yi ve Medine halkını helak etmek istediğini işittikleri için gelip ona şöyle demişlerdi: Ey hükümdar! Böyle yapma. Çünkü sen mutlaka istediğini yapmaya kalkışacak olursan senin bunu yapmana ve burayı tahrip etmene engel olunacaktır. Bununla birlikte dünyada senin cezalandırılmayacağından da emin olamayız.
✓Bunun üzerine onlara: Bu nedenmiş, dedi. Onlar: Burası bu Harem bölgesinden Kureyş'ten âhir zamanda çıkacak bir nebînin hicret edeceği yerdir. Burası onun yurdu ve karargahı olacak, dediler. O da bu işten vazgeçti.Onların alim olduklarını gördü. Onlardan işittikleri hoşuna