Tarih tezatlar içinde gelişir. Osmanlı'nın tezatı Avrupa'dır. Batıda maddecilik bâtıl'ın hisarlarını yıkan bir dinamit, bir düşüncenin dinamiti; Osmanlı İmparatorluğu'nda maddecilik bir kendi kendini tahrip cinneti.
Eskiden beri bu böyledir. Önce bir kafasına vur hafızasını kaybetti sonra bilmesini istediğin şeyleri öğret hatta bunu yaparken kendi mukaddesiymiş gibi yaptır. Biz bu konuda balık hafızasını fersah fersah gerilerde bıraktık artık balık hafızalı değil insan hafızalı diyorlar bizim için!
Avrupa Tanzimat'tan beri aynı emelin kovalayıcısıdır. Türk aydınında mukaddesi öldürmek. Mukaddesi yani İslamiyet'i. Bu mukaddesin yerine kendi mukaddesini aşılayamazdı. Çünkü misyonerin hedefi Devlet-i Âliyye'yi Hristiyanlığa kazanmak değil onunla bütünleşmek değil, ezeli düşmanını "etnik " Bir toz yığını haline getirmekti, istediği kalıba sokacağı şuursuz ve iradesiz bir toz yığını. Kaldı ki İslâm'a teklif edeceği bir mukaddesi de yoktu Avrupa'nın.