Okumak bir eylemdir. Hele hele fikri yaşamak, yaşamayı da başlı başına bir fikir olarak gören ben için okumak, fırtınalı bir gecede okyanusun dalgaları arasında akıntıya karşı kulaç atmaktır.
Beyaz adamın gerçek tanrısı, kendisinin 'para' adını taktığı yuvarlak metal ve ağır kağıtlardan başka bir şey değildir.
Bir Avrupalı'ya sevginin gerçek tanrısından söz edecek olsan, yüzünü buruşturur ve güler. Senin düşüncenin yalınlığı ile alay eder. Ama parıl parıl bir yuvarlak metal ve ağır kağıtlardan uzatacak olursan, o an gözleri parıldar ve dudaklarından salyalar akar. Onun sevgisi paradır, tanrısı paradır.
Papalagi, tıpkı bir midye gibi, sert bir kabuğun içinde oturur. Bir çiyan gibi, taşların arasında lavların çatlaklarında yaşar. Sağı, solu, altı, üstü hep taşlarla örtülüdür. Barınağı dikine duran taş bir sandığı andırır, çok sayıda gözü olan delik deşik bir sandığı..