Güzel bir geceydi. Yalnız gençliğimizin tanıyıp bildiği o gecelerden biriydi işte. Öylesine yıldızlı, o denli durgun bir yarım küre ki, ona baktıkça insan kendi kendine, elinde olmaksızın; "böylesine güzel bir gökyüzünün altında, gerçekten kötü niyetli kişiler de yaşayabilir mi?" diye sorular yöneltiyordu.
İnsanın etkin ve araştırmacı gücünün içinde hapsolduğu sınırlamaları gördüğümde; ve tüm çabalarımızın zavallı ömrümüzü uzatmaktan başka amacı olmayan ihtiyaç gidermek olduğunu kavradığımda, tüm araştırmalarımızdaki sükunetin aslında düşsel teslimiyetten ibaret olduğunu anlıyorum, çünkü insan içine hapsolduğu duvarları renkli figürlerle, aydınlık manzaralarla resmetmektedir.