Yaşam da hüzünlü ve ciddi. Harika bir dünyaya getiriliyoruz. Birbirimizle karşılaşıyor, tanışıyoruz. Kısacık bir süre birlikte yaşıyoruz. Sonra birbirimizi yitirip tıpkı geldiğimiz gibi aniden açıklanamaz bir şekilde ortadan yok oluyoruz.
Doğaya çıkıp dolaştığımızda bir Tanrı olduğu sonucuna varabiliriz. Belki onun çiçek ve hayvanları sevdiğini de anlayabiliriz; yoksa bunları yaratmazdı herhalde. Ama Tanrı'nın kendisi hakkındaki bilgileri Kutsal Kitap'ta, yani onun otobiyografisinde buluyoruz.
Dünyayı ve dünyadaki her şeyi yaratmış olan Tanrı göklerin ve yeryüzünün efendisi olduğu için, insan eliyle yapılmış tapınaklarda oturmaz.
Insan eliyle yapılmış hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çünkü her tarafta herkese yaşam ve soluk veren kendisidir.
Hayatta en önemli şey nedir? Açlık çekilen bir ülkede birine bu soruyu sorarsak cevap "yemek" olacak; donmakta olan birine aynı soruyu sorarsak cevap "sıcak" olacaktır. Kendini yalnız ve çaresiz hisseden birine soracak olursak cevap mutlaka "diğer insanlarla beraber olmak" olacaktır.
... Ama bütün insanların ihtiyacı olan bir şey daha vardır: Kim olduğumuzu ve neden yaşadığımızı bilmek.