Ölüm! Ölüm onlardan biri gibi olmuştu, insanların yanına, avlulara, atölyelere teklifsizce geliyordu, pazarda ev kadınının karşısına çıkıyor, onu elindeki bir sepet patatesle birlikte alıp götürüyordu, çocukların oyununa katılıyordu, kadın terzilerinin bir yandan şarkı mırıldanarak bölge komiserinin karısına diktikleri mantoyu yetiştirmeye çalıştıkları atölyeden içeri bir göz atıyordu, ekmek kuyruğuna giriyordu, çorap onaran yaşlı bir kadının yanına oturuyordu...
Fakat karısının elini elinden bırakan bir adamın duyguları ve karısının sevgili yüzüne şu son hızlı bakışı nasıl anlatılabilir? Şu sessiz ayrılık anında, yaşamı kurtulduğu için duyduğu kaba sevinci saklamaya çalışarak saniyenin bilmem kaçı kadar bir süre gözlerini kırptığını gaddarca anımsayarak nasıl yaşanabilir?
Kadının içine nişan yüzüğünü, birkaç parça şekeri, peksimeti koyduğu bir mendili kocasının eline tutuşturması gibi bir anıyı insan nasıl unutabilir? Gökyüzündeki kızıllığın yeni bir güçle nasıl parladığını, adamın öptüğü ellerin, onu neşelendiren gözlerin, karanlıkta kokusundan tanıdığı saçların, çocuklarının, karısının, anasının yandığını görerek yaşayabilir mi insan? Barakada sobaya yakın bir yer isteyebilir, bir litre gri, yapış yapış koyu bir sıvı döken kepçenin altına çorba tasını uzatabilir, ayağındaki botun kopan tabanına bir şey uydurup onarabilir mi insan? Küskü kullanabilir, soluk alabilir, su içebilir mi? Hem de kulaklarında çocuklarının çığlığı, anasının feryadı varken.
Bir insanın yaşamı, bir başkasının yaşamıyla dostça yakınlaştığı zaman, bu iki insanın darıldıkları ve tartışmada haksız oldukları durumlar olur ve yine de karşılıklı dargınlıklar iz bırakmadan geçip gider. Ama eğer insanlar arasında bir iç ayrılma ortaya çıkmaya başlıyorsa ve bu insanlar henüz bu iç ayrılmayı anlayamıyorsa rastgele bir sözcük, ilişkilerdeki küçük bir dikkatsizlik dostluk açısından öldürücü bir bıçak ucuna dönüşür.
Genellikle iç ayrılma o kadar derinlerde yatar ki, hiçbir zaman insanlar tarafından anlaşılmaz. Boş gürültülü bir tartışma, ağızdan çıkıveren kötü bir söz, yıllardır süren bir arkadaşlığı mahveden lanet olası bir neden olarak görünür o zaman onlara.