Neydi ki bu savaş?
Yaşadığım zaman ve mekan itibariyle savaş görmemiş birisi olarak... Neydi ki bu savaş?
Güç gösterisi? Daha fazla toprak? İktidar?
Ya da tam tersinden bakayım, kavga, dövüş, cinayet...
Yıllar öncesine gittim Grossman ile. Savaşın tam göbeğine. Kendisi savaş muhabiri olduğu için mi yoksa birebir içinde bulunduğu için mi bilemem ama okuyucuya yansıttığı savaş, savaşın getirdikleri, götürdükleri oradaymış hissi verdi çoğu zaman.
Aslında burada savaşın kimler arasında yapıldığı önemli değildi benim açımdan. Asıl önemli olan bir savaşın içinde mecburen bulunmak neydi? Yaşam mı böyleydi, yoksa yazgımız mı?
Kimlerden bahsediyorum; bu büyüklerin savaşının içinde bir çöp gibi ezilenlerden, atılanlardan, öldürülenlerden... Annesiz babasız kalan yavrulardan, yavrusuz kalan anne babadan... Evsiz bacasız kalan, aç susuz kalan, hatta çorapsız kalan halktan... Rusya soğuğunda öldüğü yerde donup kalan insanlardan... Cephedeki oğlunun günler öncesinde gönderdiği mektupla yola çıkıp, mezarına ulaşıp 4 mevsimi bir arada yakıp yıkan anneden... Kendisini, sebebini bile bilmeden bir anda mahpusta bulan bilim adamlarından... Ve daha sayamadığım milyonlarcasından.
Savaş bir yaşam mıydı, yazgı mı? Aklımda hep bu soruyla okudum eseri. Öyle etkileyici sahneler vardı ki bir çok kez tekrar ettim paragrafları. Eseri Savaş ve Barış (2 Cilt Takım) a çok benzetenler var. Zaten Grossman'ın da eserde bir çok kez Tolstoy'a değindiğini görüyoruz. Evet benzer eserler ama karşılaştırılabilir mi bilemem. İki büyük usta.
Epik roman severler için zaman ayırabilecekleri bir eser. Sayfa sayısı korkutmasın hızlı ilerliyor.
Herkese keyifli okumalar.
Yaşam ve YazgıVasili Grossman · Can Yayınları · 202222 okunma
Gerçek bir tanedir. İki gerçek yoktur. Gerçek olmadan ya da gerçeğin kırıntılarıyla, küçücük bir parçasıyla, budanmış bir gerçekle yaşamak zordur. Bir parça gerçek, gerçek değildir. Bu büyülü sessiz gecede varsın insan ruhunda hiçbir saklısı gizlisi olmaksızın gerçeğin tamamı olsun.