Türk halkının dindarlığı çok eskilere dayanmaktadır. İslam dininin kökleri bu halkın damarlarının derinlerindedir. Dolayısıyla, cildinde çıkan Atatürk gibi bir çıbanın Türk halkının tabiatını değiştirmesi ya da özünden döndürmesi kesinlikle mümkün değildir. Türk halkı, dünyanın büyük bir bölümünde beş yüzyıl boyunca hilafet ve İslam ile hüküm sürdüklerini ve sonrasında Atatürk'ün milliyetçiliği ve laikliği sebebiyle zayıflayıp, zelil düşerek insan kafilesinin kuyruğu haline geldiklerini unutmayacaktır.
Mustafa Kemal'in tarihini takip edenler, bu adamın Türkiye'yi tartışmasız bir şekilde tek başına mutlak otoriteyle; ezme, yok etme, kan dökme ve öldürmeye dayanan diktatör bir yönetimle yönettiği yönünde kesin bir hükme varabilir.
Atatürk Yahudi aşığı Halide Edip'e şöyle diyor: "Yönetim sistemlerinin başarılı olanı, tek kişinin mutlak yönetiminin söz konusu olduğu sistemdir."
"Bütün insanların isteklerimi yerine getirmesini ve emirlerime itaat etmesini sağlayacağım. Ve eleştiri ya da nasihat kabul etmeyeceğim.
Kendi yolumda yürüyeceğim ve siz hepiniz tartışmadan istediklerimi yerine getireceksiniz."