“Sence bize mutlu son yakışır mı?”
“Evet, en güzel bize mutlu son yakışır. ”
“Ya ayrılırsak?”
“Seni hiç bırakmam. ”
“Ya beni unutursan?”
“Hiçbir şey seni bana unutturamaz. ”
"Soz mü?"
“Söz veriyorum, Acıbal. Seni hiç unutmayacağım. ”
Ukde en çok unutulmaktan korkardı.
Ve Eflah onu unuttu.
Ukde en çok o kitabı okumayı istedi.
Ve onun dışında herkes o kitabı okudu.
"Benim için yazdığın kitabı artık bitirmelisin. Okumayı çok istiyorum. ”
“Son düzlükteyim, bitmesine az kaldı. ”
“Ne kadar az kaldı? ”
“Sadeee finali kaldı. ”
“Aklında nasıl bir final var?"
“Artık yanımdasm, benimlesin ve bana gitmekten bahsetmiyorsun. Aklımdaki mutlu bir son. ”
İnsanlara bağlanmamamın ve düzenli bir ilişki kurmamamın sebebi sadece bunu istemememdi, beceremiyor oluşum değil.
Herhangi bir insana, bir yere ya da bir eşyaya bağlanmak rahatsız edici ve zahmetli ya da başınıza bela açacak şeylerdi.
Çünkü bu hayatta kesin olan tek bir şey vardı, o da değişimin kaçınılmaz olduğu.
Eflah’ın bazen gözleri sızladı, yüreği yandı ve acıyı kemiklerine kadar hissetti ama onu hiç hatırlamadı.
Kimi unuttuğunu bile bilmeden silinen hafızasına Ukde’yi geri getiremedi. Tıpkı hayatına da geri getiremediği gibi. Ukde bir daha dönmemek üzere
gitmişti ondan.
Öyle bir uğradım dercesine gitmişti.