İbrahim Alparslan

İbrahim Alparslan
@1basyuce_
Sancak yine salınsın o burçta, Devir putların çağın bir vuruşta! BD-İBDA
Daimî Talebe
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
20 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
Shakespeare & Necip Fazıl
Üstad Necip Fazıl şöyle der; - Nizâma tâbi olduğum kadar, hiçbir şeye tâbi değilim. Shakespeare bu makâmda, ama bu makâmın -Üstâd'a nazaran- bir hayli aşağısındadır. Üstad Necip Fazıl, "mevcut nizam"a tâbi değildir. Necip Fazıl'ın tâbi olduğu nizam "ideal nizam"dır. Bu yüzden, bu iki nizam arasındaki olanca nizâları-çatışmaları, en şiddetli bir şekilde hisseder. Âdeta bohemler gibi korkunç acılar içinde kıvranırken, Shakespeare'in ise mevcud nizamla bir alıp veremediği yoktur. İspanyol ve Portekizli dindaşlarının Amerika'da yaptığı vahşetler, Protestanlar ve Katolikler arasındaki çarpışmalar, engizisyon ve ilim adamlarının kavgası, ticârî hayatın Yahudileşmesi, onu çok az alakadar etmiştir. Ettiyse de, bunlara başka bir dilde, vahşete denk olmayan bir letâfetle -ki o da ayrı bir vahşet olabilir- cevap vermeye çalışmıştır.
Sayfa 117 - AKADEMYA Kitaplığı·Kitabı okudu
Reklam
İnsanın Shakespeare gibi bir ruh sükûnetine sahip olabilmesi için, ya çağının meselelerini kavramamış cüce seciyeli biri, yahut bu meselelerin üzerine çıkmış bir yüce ruh olması gerekir. Shakespeare için birinci ihtimâlin saded dışı olduğunu, eserlerinin haşmetinden öğreniyoruz. Şapka çıkarılacak cinsten pürüzsüz bir hayat; hele kendisinden biraz sonra dünyaya gelen Newton ve Leibniz'in, "difransiyel hesabı"nı sen buldun-ben buldum diye ilim şerefini iki paralık ettiklerini düşününce..
Sayfa 116 - AKADEMYA Kitaplığı·Kitabı okudu

İbrahim Alparslan

, bir kitap okudu
10/10
·128 syf.·
Beğendi
·
2025 7. kitabı
EDEBİYAT VE DİL'DEN DÜNYA GÖRÜŞÜ'NE
İngilizlerin en büyük devlet adamlarından biri şöyle diyor: - Hindistan ve Shakespeare'den birini tercih etmek durumunda kalsaydık, Shakespeare'i tercih ederdik. Bunu anlamak için evvelâ Hindistan ve Shakespeare'in bu sözünü söylendiği dönemde ne mânâya geldiğini bilmek gerekir. Hindistan, İngiltere'nin en büyük müstemlekesi ve İngiltere'yi ayakta tutan en güçlü mâlî kaynaktır. Shakespeare ise İngiltere'yi ayakta tutan mânevî bir kaynak addedilmiştir. İngilizlerin Shakespeare hakkındaki umumî kanaatleri şöyledir: - İncil ve Shakespeare; bize bu ikisi yeter.
Sayfa 113 - AKADEMYA Kitaplığı·Kitabı okudu
AŞK, MECAZ VE HAKİKAT
Aşkın, onu tahrik eden suretle ayniyeti olmadığına inananlardanım. Bir arkadaşım bana Puşkin'in bir sözünü söylemişti bu babda: “Meğer ki ben bir hayâle âşıkmışım.” Çoğu zaman hissederiz bunu. Mecâz ile hakikati birbirinden ayıramadığımız yerde, maşuk bizi daima hayâl kırıklığına uğratacaktır. Beatrice, genç yaşta öldüğü için mükemmel bir kadındır. Oysa onun Dante'nin aşkından hiç haberi olmadığını söyleyenler vardır. Borges bu rivayeti doğrulamıştır. Şu hâlde Puşkin?.. Demek ki o destanlık aşk, sadece Dante'nin hüsnükuruntusuymuş; ne acı!.. Hani Descartes şöyle sormuştu: Ben mükemmel bir varlık olmadığım hâlde, bu mükemmellik fikri bana nereden geliyor?.. Beatrice, ölümlü olduğu hâlde (kimbilir bir sürü kusuru, eksiği vardı), o ilâhî hisleri Dante'ye nasıl vermiş olabilir? İşte bu sual, "mecaz" olanı tamamen sırtımızdan attırır ve bizi "hakiki aşk"a götürür. Onu da ancak İslâm Tasavvufu'ndan öğrenebiliriz.. Hiç ölmeyecek, hiç pörsümeyecek aşk; eğer "kadın"a bağlı olsaydı, kadınla beraber ihtiyarlar, çirkinleşir ve toprağa gömülürdü çoktan.. Onu kadında aramayalım da kadının ondan bir haberci olduğunu bilelim..
Sayfa 24 - AKADEMYA Kitaplığı·Kitabı okudu
Reklam