Üstad Necip Fazıl şöyle der;
- Nizâma tâbi olduğum kadar, hiçbir şeye tâbi değilim.
Shakespeare bu makâmda, ama bu makâmın -Üstâd'a nazaran- bir hayli aşağısındadır. Üstad Necip Fazıl, "mevcut nizam"a tâbi değildir. Necip Fazıl'ın tâbi olduğu nizam "ideal nizam"dır. Bu yüzden, bu iki nizam arasındaki olanca nizâları-çatışmaları, en şiddetli bir şekilde hisseder. Âdeta bohemler gibi korkunç acılar içinde kıvranırken, Shakespeare'in ise mevcud nizamla bir alıp veremediği yoktur. İspanyol ve Portekizli dindaşlarının Amerika'da yaptığı vahşetler, Protestanlar ve Katolikler arasındaki çarpışmalar, engizisyon ve ilim adamlarının kavgası, ticârî hayatın Yahudileşmesi, onu çok az alakadar etmiştir. Ettiyse de, bunlara başka bir dilde, vahşete denk olmayan bir letâfetle -ki o da ayrı bir vahşet olabilir- cevap vermeye çalışmıştır.