Kapitalist bir toplumda sermaye sınıfı kâr gayesi için, işçiler de aç kalmamak için çalışıyorlarsa da; kollektivist toplumlarda ise “yoldaşlar”, polis ve askerin dipçikleri altında ezilmemek, toplama kamplarına ve tımarhanelere tıkılmamak için çalışmak ve üretmek zorundaydılar. Sayın Mirzabeyoğlu'nun tabiriyle, “Birinde işçi, bağırmasına izin verilen bir mazlum, öbüründe ise kıpırdaması bile yasak bir ölü..” idi.
Meselâ bir Amerika'da milyonlarca işsize sokaklarda aç-biilaç “yaşama hürriyeti” tanınırken, bir Sovyetler'de de bu sefer milyonlarca “çalışan”a karamsarlık, inatçılık, “gelenekleri” reddetme (yahut da bir misal: ustabaşına çıkışma) gibi “belirtiler” gösterdiği için şizofreni teşhisiyle tımarhanelere “misafir edilme” hakkı veriliyordu..
Sayfa 38 - AKADEMYA KİTAPLIĞI