Unutulmuş Kuşlar Göğü yorumu
Kitap Evera Alfen'in kardeşinin bir tören sırasında öldürülmesi ile başlıyor. Daha sonra kızımız bu ölümün ardındaki sır perdesini aralamak ve intikam almak için büyük bir yemin ediyor. Böylece bizim maraton da başlıyor.
İlk kitap boyunca tempo hiç düşmedi. Her sayfasını merakla okudum. En çokta Evera'nın Vahşiler ile olduğu kısımları sevdim. Onların Yuva'da öğretildiği gibi Vahşi değil de, sıcakkanlı ve yardımsever olmalarını okumak Evera gibi beni de şaşırttı. Kendi ailesinden görmediği değeri onlardan görmesi ise bir tık üzdü.
Ama kızımız o kadar güçlü ki hayatı boyunca bildiği gerçeklerin bir bir üstüne yıkılmasına rağmen ayakta kalmayı başarıyor. Rans ile aralarında oluşan bağ ise onu daha da kendinden emin birine dönüşmesine vesile oluyordu.
İkinci kitapta Evera'nın Yuva'ya dönmesi ile resmen savaş başlıyor ve tempo bir tık daha artıyor. İsyancıların da desteği ile kızımızın hain konumundan kahraman konumuna geçmesi yavaş ama etkileyiciydi. Her şey o kadar kordine ve hızlı şekilde ilerliyordu ki bir an kendimi İsyancılar ile Yuva'da oradan oraya koşarken buldum sanki.
İlerledikçe aslında her şeyin nasıl derine dayandığını, hiçbir şeyin yüzeysel olmadığını anlıyoruz. Bu kitaba daha da bağlanmama neden oldu. Her öğrendiğim gerçekle birlikte Evera ile ben de şaşırdım. Olaylar buradan sonra nereye ilerleyecek tahmin edemiyorum fakat üçüncü kitap her şeyin aydınlanacağını düşünüyorum.
Son olarak ikinci kitabını sonlarına doğru ortaya çıkan Evera'nın geçmişi ile ilgili olan kısım beni biraz düşündürttü. Elmas Gen muhabbeti ile Evera'nın aslında sıradan bir insan olmadığını anlıyoruz ve kitap bir anda başka bir yere sürükleniyor. Bu değişim benim için çok ani ve beklenmedikti. Sanki sonradan akla gelinmiş gibi bir hissiyat yarattı ben