Bir şeyin bitmesi için yaşanmış olması gerektiği ve bitecek olanın yalnızca yaşanmış olan oluşu...
*Sahi yaşadığımız her şeyin bir gün biteceğini bilmemiz. Ya onu görmezden geliyor olmamız ya da kendimizi kandırıyor oluşumuzdan kaynaklanmaz mıdır?
Ne basittir ki insanın kendini kandırması. Duygularını sineye çekmesi, bastırması. Bu kadar kolay mıdır? Kendimizden kaçmak. Bu yolu neden seçeriz ki? Kandırılmadan yaşamaya alışık olmadığımız için mi? Yaşadığımız ortamın içinde onca kandırmaca görüp göremediğimiz noktalarda yani gözlerimizi kapadığımız da sezip suskunluğumuzu koruyup kandırmacaya teslim oluşumuzdan ötürü mü bu kadar kolay kendimizi kaptırmamız?
"Yanımda olmanı istiyorum" diyemediğim için "Bu yağmur içimi ıslatıyor" dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz "sarıl bana" dedikten sonra sarılmanın ne anlamı kalır?
Zülfü Livaneli
Etrafınıza şöyle bir göz gezdiriniz! Gerçek hayat denilen şeyin ne olduğunu, nerede olduğunu bilmiyoruz bile! Kitaplarımızı, hayallerimizi elimizden alsalar, öylece ortada kalacağız.