Kitabın konusunu anlatan bir psikologla karşılaştım bir gün.Anlatımından çok etkilenmiştim ki hemöen aldım kitabı.Aldım ama elim gitmedi bu kitaba bir türlü.Gerçeklerle yüzleşmeye hazır mıydım bilmiyorum.Bugüne kadar keyfimi kaçıran kitap okumamışım diyebilirim.Bakalım kitapta neler anlatılıyor?
Kitapta Viktor Frankl toplama kampında yaşadığı deneyimleri anlatıyor.Düşünün bir gün apar topar tüm aile evden dışarı çıkarılıyorsunuz,hiç tanımadığınız yüzlerce insanla bir tren yolculuğu yapıyorsunuz.Şartlar zor ama sakin olun henüz zor şartları görmedik.Tren yavaşlamaya başlayınca insanlar geldikleri yeri görebiliyor. Auschwitz! Toplama kampı yani.Bir adam gelen insanları karşılıyor ve onları tepeden tırnağa süzdükten sonra,sağa ya da sola geçmelerini işaret ediyor.Sola geçmeleri söylenen insanların eline sabun veriliyor ve üzerinde "Banyo" yazan odalara gönderiliyorlar. Fakat akan çeşmeden su akmıyor.Banyo dedikleri yer aslında gaz odası.
Sağ tarafta toplanan insanların ise toplama kampında görevleri var.Eğer hasta olurlarsa ya da işlevselliğini yitirirlerse gaz odalarına gönderiliyorlar.Çok az yemek çok az uyku bolca çalışma!
İnsan nasıl dayanabilir bu acıya? İşte kitap bunu anlatıyor.İnsanın bir amacı varsa baş edemeyeceği acı yoktur diyor Frankl. Yaşadığı bu olaydan sonra da "logoterapi"yöntemini geliştiriyor.
Spoiler içerir.
Yazarın okuduğum ilk kitabı.Kitaba başladığım an elimden hiç düşürmek istemedim.Okurken "Eee şimdi ne olacak?"diye düşündüm durdum hep.Yazar düşünme işini biz okurlara bırakmış .Tamamlanmamaış hikayeler,yarım kalan aşklar,ölüm ve yaşam... Hepsi var kitabın içinde. Yarım kalan hikayeleri tamamlamakta hayal gücümüze kaldı artık. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım ve hep "Neden?" diye soracağım.Okurken de bu soruyu birçok kez sordum.
Kitabın ana konusu duyarsızlık,bencillik ve cesaretsizlik. Ağladığında gözünden yaş dökülen kızın içler acısı hikayesi anlatılıyor.Kitabın hemen hemen her sayfasında kalbime hançer gibi saplandı insanların duyarsızlığı.Her gün akın akın insan geldi bu kızın evine.Gözünden düşen yaşları görmek için.Üstüne bir de para verdiler,saatlerce beklediler.Kıza yapılan zulme kimse karşı gelmedi,gelecek olanlarda engellendi.Olağanüstü bir olay gibi görünüyor değil mi? Hayır.Belki hemen hemen her gün yaşıyoruz bu olayları.Körpecik kızlar,küçücük çocuklar gözlerini yumuyorlar bu hayata.Hepimiz suçluyuz.Ölen çocuklar da hepimizin çocuğu.
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma