“Hüzün, hissedilmesi kolay olmayan çok narin, ince bir sestir” der Nuri Pakdil. Hüzünlenebilmek için de kalbini, bakışını, düşüncesini eğitmesi gerekir insanın, ince şeyler incelik ister.
Bulmak için aramak lazım diyorlar, aramak için de kaybettiğini bilmek. Ruhuna üflenen nefesi kendi içinde kaybetittiğini bilmeyen, kendi dışında neyi arasa ne bulacak sanki? Bulsa ne olacak? Hem sadece kaybettiğini aramaz ki insan, bazen de bulunca fark eder onun hep aradığı şey olduğunu.
Mütemâdiyen arıyoruz; huzuru, rahatı, mutluluğu, başa-rıyı, parayı, daha bilmem neyi ve neleri... Aradığımız şeyler bizimle beraber büyüyor, renkten renge giriyor, adı sanı başkalaşıyor, onları aradığımız yerler değişiyor ama içimizdeki arayış hevesi yoku mu, o hep çocuk kalıyor,