Türkiye'ye gelince: ülkemiz, batı medeniyetiyle hesaplaşmasına yüz elli yıldır devam etmektedir. Marksizmin ilave edeceği yeni bir şey yoktur. Materyalist akım ve baskıların her türlüsünü bu masum ve mazlum halk görmüş ve tutumuyla bunu asla kabul etmediğini kesin olarak belirtmiştir. Nice nice ihtilaller de görmüş, inkılâplar da geçirmiştir. Yenilik olarak getirecekleri kan dökmekse birkaç yıldır tek çare olarak kan dökülmesini ileri sürüyorlar bu ülkede fazlasıyla kan da dökülmüştür. Kan dökmek, acizlerin, zavallıların işidir. Bu ülkenin artık yeni kan dökülmesine tahammülü yoktur. Hem, marksistlerin dökmek istedikleri, doğrudan doğruya müslümanların kanıdır ki, bu kan hiç bir kana benzemez. Bu kan canlı bir kandır. Bu kanın döküldüğü toprak bile onları ayaklarından yakalar ve içine çeker, onlarla yeraltında hesaplaşır. İmkânsız olmakla birlikte, bir anlık gafletimizden faydalanarak bir ihtilâl yaptıklarını farz edelim. Çok mümkündür ki, bu ihtilâl kendilerinin son varlık işareti olsun. Başarıya ulaşsalar da görecekleri mukavemetin tarihte bir benzeri olmayacaktır. Ne yaparlarsa yapsınlar İslâmın bu topraklardan izini silmeye güçleri yetmeyecektir. Onlar çalıştıkça İslâm şuuru daha uyanacaktır. Her türlü yenilgi, zulüm, baskı, ihtilâl artık geride kalmıştır. İslâm ölümsüzlüğünü ispat etmiştir.
Kalbin yaratılışının icabı Allah'u Teala'yı bilmek ve onun cemalini görmektir. Onda bunun zıttı olan görmemezlik yerleşince sonsuz acılar meydana gelir..
Bir kimseye malayani arzusu bir şey emretse ve Allah'ın şeriatı de onun aksini emretse, eğer onun kalbi Allahu Teala 'nın fermanına daha çok meylederse, o kimsenin Allah'ı daha çok sevdiği anlaşılır.