Herkese Selamm
STEFAN ZWEİG - LYON'DA DÜĞÜN
Eser; 3 hikayeden oluşuyor.
Lyon'da düğün
İki yalnız insan
Wondrak
Hikayelerin hepsi akıcı ve bir çırpıda bitecek cinstendi. Beni en çok etkileyen Lyon'da düğün oldu. Diğer 2 hikayede Zweig'ın verdiği o tada varamadım. Bir şeyler eksik kalmış, tam oturmamış gibiydi.
Bende güzel hisler bırakan, en beğendiğim Lyon'da Düğün'de iki nişanlının gerçek aşklarına, Fransız devrimi sırasında yaşanan zorlu günlerde bile umut veren gerçek bir aşk hikayesine tanık oluyoruz.
İki Yalnız İnsan'da acı çeken, toplum tarafından dışlanmış iki insanın birbirlerini tamamlamasını görüyoruz. Bu iki insan farkında olmadan birbirlerinin yalnızlığına çare oluyorlar.
Son hikaye Wondrak ise; çirkinliği ile bilinen bir kadının tecavüze uğraması ile başlıyor. Kadın hayata oğlu ile bağlanıyor ama oğlunun 1. Dünya Savaşı'nda asker olarak alınması ile annesinden tekrar koparılıyor. Yazar bu hikaye ile savaş karşıtı olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak; bu üç öyküde de yorgunluğunu, savaşa olan tepkisini, hissettiği yalnızlığı, sadece sevdiği insanlar ile huzurlu bir yaşamı dilediğini görüyoruz.
Hikaye denince aklıma ilk gelen yazarlardandır Zweig. Bu eserini de hepinize tavsiye ediyorum.
Lyon'da DüğünStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202139bin okunma
Merhabalar
Ne zaman en sevdiğiniz kitaplar denilse gözümün önüne ilk bu eser gelir.En sevdiğim yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin bu muhteşem eseri her zaman aklımın ve kalbimin bir köşesinde olacak.
DOSTOYEVSKİ - SUÇ VE CEZA
Psikolojik tahlillerin romanı olan bu eser de başkahramanımız Raskolnikov'dur. Kitap, Petersburg'da yaşayan ve yoksul bir öğrenci olan Raskolnikov'un para için bir tefeci kadını öldürmesi ile başlar. Öldürmek için birçok plan yapar ancak işler planladığı gibi gitmez. Öldürdükten sonra yaşadığı vicdan azabına, ahlaki ikilemlerine ve sorgulamalarına şahit oluyoruz.
Toplumsal eşitsizliğin farkında olan, bu düzene dur demek isteyen Raskolnikov işlediği cinayetle toplumun gidişatını değiştireceğine inanmıştır. Kendisine örnek olarak toplumsal kuralları çiğneyen ve değişime öncü olan Napolyon'u örnek almıştır. Zamanında birçok suç işleyen ve lanetlenen bu insanlar daha sonra kahraman olarak görülmüştür diyerek kendi içinde hesaplaşmalara gitmiştir ve haklılık payı aramıştır.
Her zaman "Ben bir bit miyim, yoksa insan mı" ikileminde kalan Raskolnikov, işlediği cinayetle sıradan insanlardan değil, olağanüstü insanlardan olduğunu kanıtlamaya çalışmıştır.
Ne olursa olsun ortada bir suç vardır ve hiçbir suç cezasız kalmaz. Raskolnikov da bu suçun bedelini ödemiştir. İşlediği suçun altında ezilmemiş, kendini yeniden yaratacak iç güçler bulmuştur.
Bu eseri okurken fazlası ile rahatsız olacaksınız ve sorgulayacaksınız. Gerçekten suç var mıdır? Suç nedir? Napolyon amacına ulaşmak için suç işlerken legal, sıradan insanlar işlerken illegal midir? Suç işlemeye iten sebepler suçu yasal kılmalı mıdır?Raskolnikov suçlu mudur yoksa toplum kurbanı mı?
Daha fazla anlatmak, hatta sayfalarca yazmak isterim. Ancak içerik hakkında kısıtlı bilgi vererek bu zevki
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Kitap Zamanı Yayınları · 2007194,3bin okunma
Jack London'ın kalemini çok severek okuyorum. Hem akıcı hem düşündürücü eserler veriyor kendisi. Yarı otobiyografik bir eser olan Martin Eden karakterinde de Jack London'ın hayatından esintiler yer alıyor.
MARTİN EDEN - JACK LONDON
Martin; günlük yaşam kaygısı içinde başka bir derdi olmayan, geçimini denizcilikle sağlayan, yakışıklı ve maceraperest bir genç. Bir gün kavgada dayak yiyen Arthur'u kurtarır ve hayatının dönüm noktası başlar.
Hayatını kurtardığı kişi çok zengin ve modern yaşam tarzına sahip bir ailenin üyesidir. Teşekkür amaçlı evine götürür. Martin statü farkı olan bu evde nasıl davranacağını bile bilemez. Ancak Arthur'un kardeşi Ralph'e aşık olur ve tüm hayata bakışı değişir. Onun seviyesine uygun biri haline gelmek, onunla birlikte olabilmek için Ruth'un da yardımı ile eğitim alır. Sürekli okumaya, gece ve gündüz demeden ders çalışmaya devam eder. Sadece yaşamını idame ettirmek için gemide çalışır onun dışında her boşlukta eğitime adamıştır hayatını.
Herkes ile münakaşa edecek bilgi birikimine sahip olmuştu artık. Daha sonra bu bilgi birikimini yazarak göstermek ister. Yazar olup çok zengin olacak ve sevdiği kız ile evlenecekti. Ruth buna karşı çıkıyor, ona normal bir işe girmesi için baskı yapıyordu. Martin'in tercihi ise hayatını şekillendirdi. Daha fazla bilgi vermek spoiler'e girer.
Bu kitap da hem işçi sınıfı hem de burjuva sınıfı eleştirilmiş. Hem de iki grupta da yer alan ama iki gruba da ait olmayan Martin Eden tarafından.
Kitabı okurken kendinize o kadar çok soru soruyorsunuz ki.. O yüzden mutlaka okumalısınız.
KESİNLİKLE TAVSİYEDİR
LEVENT CİNEMRE'ye bu güzel çevirisi için teşekkürler.