Unutmak mümkün mü böyle bir aşkı, bir gün gitsen bile hatıran yeter. Kitabın teması aşk ve hatıralar; tam da öyle. Unutmak mümkün mü Derviş Ali ve Handan’ın aşkını? Öyle bir aşk ki, bütün zorluklara rağmen sadece ölüm ayırabiliyor. Derviş’e göre ayrılık, ölümden de beter. İnsanın Handan olası geliyor ve hayatın aşksız olmayınca neleri kaybettiğinin farkına varıyorsun. Gerçekten aşk, hayattan da ölümden de büyük. Umarım herkese nasip olur böyle bir aşk, söylemek istiyorsun; lakin kitapta şöyle bir alıntı fazlaca mümkün olmadığını hatırlatıyor: “Romanlarda anlatılan aşkların gerçek olmadığına inanması zaman almıştı.” İnanmak istemiyor insan ama maalesef öyle; malum, yeni ve saçma dünya onu gerektiriyor.
Bütün iyi kötü günler geçse de hatırası bütün ömrümüzü şekillendiriyor; yaşanmışlıkların etkisi yüreğimize, ruhumuza işliyor. Hatıraların bıraktığı etkiyi muhteşem anlatan bu eser, insana çok şey düşündürüyor. Unutmanın sandığımız kadar kolay olmadığını, bazı duyguların zamana bırakıldıkça kaybolmadığını anlatıyor. İnsan bazen yaşadıklarını geride bıraktığını sanıyor ama bir cümlede, bir sessizlikte, bir gecede hepsinin yeniden karşısına çıkacağını düşündüren tarifsiz bir kitap.
Tarık Tufan ’nın okuduğum ilk kitabı oldu; yazara mest oldum diyebilirim, çünkü duyguların tercümanı olmuş. Okuduğum kitaplar arasında en fazla altını çizdiğim kitap oldu. Mutlaka okunması gereken bir eser olduğu düşünüyorum, çünkü bütün insanlıktan izler taşıyor. Cümlelerimi şu alıntıyla bitiriyorum: Yüzünü güneşe dönen çiçekler kadar hayat dolu olmanızı diliyorum.