Yu Hua’nın “Yaşamak” adlı kitabı, asıl güçlüklerle yaşamanın ne demek olduğunu anladığım bir kitap oldu diyebilirim.
Çünkü çok acı ve sarsıcı bir kitaptı; beni derinden etkiledi. Yoksulluğun insanı nerelere sürükleyebildiğini, tek bir yanlışın hayatı nasıl altüst edebildiğini ve aslında iyi insanlar olmalarına rağmen, güç zehirlenmesinin insanı bütün iyi duygulardan nasıl yoksun bırakabildiğini hissettim.
İnsanın yaşayabileceği en ağır acılar nedir?” diye sorulsa, bu kitapta anlatılanlar derim. Hatta yaşadığım ve kendimce acı dediğim şeylerin, bu acıların yanında ne kadar basit kaldığını; gerçek acının ne demek olduğunu bu kitapla anladım.
Günlerdir aç kalan insanların, buldukları tek bir kuru ekmekle bu kadar mutlu olabilmesi bana çok şey düşündürdü. Varlıklı bir yaşamın insanı nasıl arsızlaştırdığını, ancak bir gün kuru ekmeğe muhtaç kalınca anlayabileceğini bu satırlarda fark ettim.
Kitapta kızları dilsizdi, damatlarının da kafası yamuktu; ama çok mutlulardı.
Duygularda sorun olmadıktan sonra dış görünüşün ne önemi vardı, demeden geçemedim.
Kısa bir kitap olmasına rağmen bende çok büyük etkiler bıraktı; mutlaka okunması gereken kitap olduğunu düşünüyorum. Kitaptan en beğendiğim alıntıyla cümlelerimi sonlandırıyorum:
“İnsan bazen hiçbir şey için değil, sadece yaşamak için yaşar.”