📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Üzeri kabuk tutmamış, tutmaya çalışsa da kabuğu koparılmış sıcacık bir romanla tanışarak geldim.
Şermin Yaşar ile ilk tanışmam "Söyleme Bilmesinler" adlı romanıyla oldu. (İyi ki de oldu) Yazıları o kadar samimi ve sıcak ki geçmişten bir dostunuzu uzun süredir görmemiş, görünce de içinizi dökmek istemişsiniz hissi veriyor.
Romanımız,tam bir doksanlar baharı tadında. İlkbahar mı yoksa sonbahar mı okurun karar verebileceği bir bahar. Gelecekte ama geçmişin yüklerinden tam olarak da sıyrılmamış bir hikâye...
Girişte bizi Selime teyze karşılıyor. Selime teyze, dört çocuğunun dünyasında var olmak istiyor, var olamadıkça çocukları tarafından yok sayılmaya başlıyor. Oysa Selime teyze ağır bir gülle, burdayım diyor hayattayım ve çocuklarımın hayatında var olmak istiyorum diyor. Yaşlanmış olmak, unutulmaya yüz tutmak Selime teyzeye göre değil. Selime teyze aslında bütün yaşlıların devrimci kimliği.
Selime teyze, bir gün beklenmedik bir biçimde kaybolur. Aslında kaybolmaya değil görülmeye ihtiyacı vardır ve kendini bir köyün sessizliğine bırakır. Bu köy; fırından yeni çıkmış kurabiye kokusunun olduğu, kapısında tavukların dolandığı, tanrı misafirine açık olan bir köy. İşte tam burada annesiz büyüyen Meltemle karşılaşırlar. Meltem evinin Tanrı konuğu. Roman, Meltem'in gelişiyle iki kişilik bir hayata, iki kişilik bir kayboluşa, iki kişilik bir yaraya dönüşür.
Meltem ve Selime teyzenin hikâyesi okudukça çağın hikâyesine dönüşür. Bu çağı hem genç nesilden hem de yaşlanmış Selime teyzeden dinleriz. Hepimizin evine bir anda konuk olurlar. Kimimiz okurken annesini, kimimiz dedesini, kimimiz anneannesini hatırlar. Sayfa aralarındaki koku ve huzur hep aynıdır; bir arada olmak, ocakta ve fırında pişen o yemeklerin özlemi, sıcak ve samimi geçmişe duyulan hasret sizi sarar.
Son
Senin gücün bir tek kendi sınavına yeter. Kendi yolunda yürümeye yeter. Başkasının yolunda sadece izin verildiği kadar yürüyebilirsin... Sen olmuş olanı beğenmiyorsun , kendi yorumunla değiştirmek istiyorsun...