"Bir hayattan geriye kalan objelerdir, kendi hayatları da olan bir sürü obje. Onlar şeydir, bazen artık bir adı bile olmayan küçük şeylerdir çünkü çok yıpranmış, kırılmış ve parçalanmışlardır. Ama bir çocuğun kaleminde ya da dört yapraklı bir yoncada bile başlı başına bir dünya hayal edebilirsin."
İnsan katlanmak zorundadır, işin bütün şartı budur. Kendi karakterine,kendi tabiatına katlanmak zorundadır. Arzularımızın dünyada tam bir yankısı olmayışına katlanmak zorundayız. Sevdiklerimizin bizi sevmemesine ya da umduğumuz gibi sevmemesine katlanmak zorundayız. İnsan ihanete,sadakatsizliğe katlanmak zorunda.
... bazen; varoluşsal bir eğriyle birlikte yaşlılar tam yaşlılıklarının doruğundayken ilk gençliklerine dönerler ve hayatın baharını herkesten daha iyi kavrarlar.