Zaferler çıkarabildik mi mağlubiyetlerimizden?
Süresini ve yörüngesini bilmeden çıktığımız bu yolculuğun neresindeyiz acaba? Ve daha kaç gemi var içinde olmak isterken ardından el sallayacağımız?
Merak etmiyor musunuz; ne kadarı gözyaşı kalan yaşamınızın, ne kadarı kahkaha?..
Geride kalan yılların ne kadarından gururlu, ne kadarından pişmansınız?
Ne kadarını kurumuş sonbahar yaprakları gibi süpürüp atmak isterdiniz belleğinizden, ne kadarını saklardınız kutsal bir emanet gibi?..
Yaşam terazinizde " Keşke hiç yaşamasaydım" dedikleriniz mi, hep tekrarlansın istedikleriniz mi ağır basardı?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Doğrudan yüzüne bakmaya kimsenin cesaret edemeyeceği tek varlık şeytan değildir, kendi içine bakmaya da hiç kimse cesaret edemez; ayrıca bizde pışpışlanmayı sevenler yalnızca çocuklar değildir."
Devlet bizi toprak köleliğinden kurtardı;
ancak kölelik düzeninin alışkanlıkları öylesine derin işlemiş ki içimize, kolay kolay kurtulamayacağız ondan.
Bize her yerde, her zaman efendiler gerek...