Okuduğum bilmem kaçıncı Murakami kitabı bilmiyorum.Bir çok kitabında olduğu gibi yine sembollerle dolu bir hikaye.kuyular, kediler, boyut değişimleri bir tık detaylı cinsellik, markalar, sigaralar, viskiler, müzikler, intiharlar, birbirine benzer karakterler.bu kitabın biraz daha çok yazılmış hali 1Q84, biraz daha az yazılmış hali Sputnik Sevgilim falan olabilir.Cem yılmaz a hep aynı kadro film çekiyor diyorlar ya Murakami' de hep aynı nesnelerle romanlarını yazıyor heralde.bakmayın böyle beğenmemiş gibi yazdığıma ben Cem yılmaz filmlerini de da Murakami kitaplarını da severim.
Nasıl yapıyor bilmiyorum ama bir yerde tutuyor beni bu hikayeler.Belki içerdiği gizem, belki atlaya atlaya yazması, belki hissedilen derin yalnızlık hissi... yakalıyor bir yerden ve peşinden gidiyorsun bazen aynı sahneyi okumuştum diye sinirlenirken bazen de tanıdık birine rastladım diye seviniyorsun.
Konusuna hiç girmiyim ama önce kedisinin sonra aniden ortadan kaybolan karısının peşine düşüyor kahramanımız.sonra rüyalar, kuyular, oteller, mançuryalar çinliler ruslar karışıyor ortalık. ve diğer kitaplarına göre daha son gibi son. Gurme Murakamiciler dediğimi anlamıştır:)