“Şuursuz bir ticaret davası, haklı sebepleri çok
aşan bir pahalılık belası, bugün vatanımızı
ıstırap içinde bulunduruyor... Bulanık zamanı,
bir daha ele geçmez fırsat sayan eski batakçı
çiftlik ağası ve elinden gelse teneffüs ettiğimiz
havayı ticaret metaı yapmaya yeltenen gözü
doymaz vurguncu tüccar ve bütün bu sıkıntıları
politika ihtirasları için büyük fırsat sayan ve
hangi yabancı milletin hesabına çalıştığı belli
olmayan birkaç politikacı, büyük bir milletin
bütün hayatına küstah bir surette kundak
koymaya çalışmaktadırlar. Üç-beş yüz kişiyi
geçmeyen bu insanların vatana karşı aşikar olan
zararlarını gidermenin yolu elbette vardır...
Ticaretin ve iktisadi faaliyetlerin serbestliğini
bahane ederek, milleti soymak hakkını hiç
kimseye, hiçbir zümreye tanımamalıyız.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Firma sahibi olduğum 1926 yılından 1939
yılına kadar, kem dim ve arkadaşlarımın
dürüstlüğü için her türlü yemini edebilirim.
1939’dan 1946’ya kadar ise kuruluş olarak
ahlakımız bozuldu, duyduğumuz ve
duymadığımız birçok olaylar geçti, tabii bilerek
ve bilmeyerek müşteri karşısında biz de
lekelendik”.
Vehbi Koç’un “lekelendik” dediği savaş
yıllarında, İstanbul’da yüzlerce “milyoner”
doğmuştu. Bunlardan bir kısmı Anadolu’dan
İstanbul’a yönelen yeni zenginlerdi. Savaş
zenginlerinden, meşhur “Hacı Ağa” tiplemesi o
günlerin Türkiye’ye armağanıydı.